İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


Resim

KaRagÖz ve HaCivat


Bu başlığa 11 cevap verilmiş

#1 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Şubat 2007 - 15:02

Gölge oyununun çikis noktasi uzakdogu, Çin olarak bilinir. Ticaret ve geziler sonucu Endonezya, Java ve Hindistan’da yayginlasan gölge oyunu mistik ve dinsel bir etkiye sahiptir. Türkler Çin ile yakin iliskileri dolayisiyla bu sanati ögrenmisler ve kendi kültürleri dogrultusunda gelistirmislerdir. Uygur ve Budist duvar resimlerinde görülen tasvirler Çin gölge oyununda da görülür. Topkapi Sarayi Müzesi’nde eserleri bulunan Mehmet Karakalem çalismalari da bunlara benzer örneklerdir. Gölge oyunu tekniginin Türk halk kültüründe ne zaman Karagöz adini aldigi hakkinda çesitli görüsler vardir. Bunlardan en yaygin olani Bursa efsanesidir. Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Ulucami’nin yapiminda demirci ustasi Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ile duvarci ustasi Halil Haci ivaz (Hacivat) çalismaktadir. Nekre tipler olan ikilinin arasinda geçen nükteli konusmalar diger isçilerin dikkatini toplayip, islerini aksatmalarina sebep olur. Cami insaati yavas ilerler. Durumu ögrenen padisah hiddetlenip her ikisini de idam ettirir. Yaptigi yanlisligin bilincine varan padisah çok üzülür. Padisahin musahibi seyh Küsterî padisahi teselli etmek için beyaz sarigini çikarip gerer ve arkasina bir sem’a (isik) yakar. Ayagindan çikardigi çariklariyla Karagöz ve Hacivat’in tasvirlerini canlandirip nükteli konusmalarini seslendirir. Günümüzde de Karagöz perdesine “seyh Küsterî meydani” denir ve seyh Küsterî Karagözcülügün pîri – kurucusu kabul edilir. (Evliya Çelebi Seyahatnamesi) Gölge oyunu ülkemize Yavuz Sultan Selim’in 1517’deki Misir seferi sonrasi 16. yüzyilda gelmistir. Misir’i fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük Sultani Tomanbay’in asilisini hayal perdesinde canlandiran bir hayal sanatçisini, oglu Kanuni Sultan Süleyman’in da görmesini arzu ederek istanbul’a getirmesiyle gölge oyunu istanbul’a gelmistir. Türkler 16. yüzyil baslarinda perde gerisinden gölge yansitma teknigini Misir’dan almislardir. Misir Memluklarinin gösteri yaptiklari siyah, isik geçirmeyen, arabesk motiflerle islemeli tasvirleri, seffaf ve renklendirilmis deri üzerine isleyen Türkler, bu sanata farkli bir nitelik kazandirdilar. Misir oyunlarinin olay örgüsünün birbirinden kopuk yapisini düzenleyip yeni bir biçim verdiler. Oyun tipleri Osmanli imparatorlugu’nun bünyesinde barindirdigi halklar içinden ve mahalle geleneginden seçilmistir

Gönderilen Resim


Karagöz Osmanli imparatorlugu topraklarinda yayilmis, çevre ülkelerde etkili olmus, genis bir cografyaya yayilmistir. Karagöz oyunu Misir’a tekrar yeni biçimiyle dönüp ilgi görmüstür. Bugün Misir kuklasinin adi Aragöz’dür. Nitekim bir çok gezgin, 19. yüzyilda Misir’daki gölge oyununu anlatirken, bunun Karagöz oldugunu, Misir’a Türkler tarafindan sokuldugunu ve çogunlukla Türkçe oynatildigini belirtmislerdir. islam dünyasinda bu oyuna “Tayf-ül hayal”, “Zill-i hayâl”, “Hayâl-el sitare” gibi adlar verilmistir. Bazi islam mutasavviflari eserlerinde hayâl sahnesini dünya’ya, perdedeki geçici hayalleri insanlar ve diger varliklara benzetmislerdir. Oyundaki hayaller nasil perde arkasindaki sanatçi tarafindan oynatiliyorsa, evrendeki varliklari da görünmeyen bir yaraticinin hareket ettirdigi anlatilmistir. 16. yüzyilda hayâl oyununun yayginligini ve Osmanli eglence sanatlarinin baslicalarindan oldugunu gösteren pek çok belge vardir. seyhülislam Ebussuut Efendi’nin (1490-1574) hayâl oyununu ibret gözüyle seyretmenin cezayi gerektirmeyecegi yolundaki fetvasi bunlarin en önemlisidir. Ebussuut Efendi; “Gerçek biliminde yükselmek isteyenler için gölge oyununda büyük ibretler oldugunu gördüm. Kisiler, kaliplar gölge gibi gelip geçiyor ve çabucak yok oluyor, onlari oynatan ise bakî kaliyor” demistir. Karagöz üzerine 17. yüzyila ait belgeler daha çoktur. Evliya Çelebi, Naima gibi yerli yazarlarin eserlerinden ve istanbul’da bulunmus Avrupalilarin ani ve gezi kitaplarindan ögrenildigine göre Ramazan ayinda kahvehanelerde, baska zamanlarda da evlenme, dogum, sünnet dügünü vs. dolayisiyla saray, konak ve evlerde yapilan senliklerde oynatilan bu oyunlar Osmanli toplumunun belli basli eglencelerinden biriydi. 19. yüzyilda da sarayin ve halk toplantilarinin gözde eglencelerinden oldugunu yine yerli ve yabanci kaynaklardan ögreniyoruz. 19. yy’da 2. Mahmut dönemine ait kaynaklarda da Karagöz oyunu yer alir. 1843’de Türkiye’yi ziyaret eden Gerard de Nerval seyahatnamesinde istanbul’da seyrettigi Karagöz oyununu tüm ayrintilari ile anlatir. (Gérard de NERVAL, Doguya Yolculuk, Çelik GÜLERSOY istanbul Kitapligi, istanbul-1974, s: 85-94)Yabanci kaynaklarda Karagöz oyunlarinin açik saçik bulunduguna dair yazilar vardir. Bunlardan Jean Thévenot 1655-1656’da Türkiye adli eserinde, bir hanimin nasil olupta Karagöz oyunu izledigini anlayamadigini yazar. (Jean THéVENOT, 1655-1656’da Türkiye, Tercüman 1001 Temel Eser, istanbul-1978, s: 95-96.) Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazi Karagöz sanatçilari Mizikayi Hümayun himayesine alinmislardir.

Gönderilen Resim



Bu dönemde yetisen Karagöz sanatçilarinin kimisinin tekkelerden (seyh Fehmi Efendi, Müstak Baba), kimisinin medreseden (Darphaneli Hafiz Efendi, Hafiz Mehmet Efendi) kimisinin Enderundan (Enderunlu Hakki Bey, Enderunlu Tevfik Efendi), kimisinin katiplikten (Katip Salih Efendi), kimisinin cerrahliktan (Cerrah Salih Efendi), pek çogunun da esnafliktan (Yorganci Abdullah Efendi, Püskülcü Hüsnü Efendi, Kantarci Hakki Efendi, Hamamci Süleyman Efendi, Yemenici Andon Efendi, Çilingir Ohannes Efendi) oldugu görülür. Saray için getirilen, önceleri saray dügünlerinde perde diyen Karagöz çok kisa zamanda halka kendini sevdirdi. Sonuçta Karagöz çesitli Hayâlîler eliyle halk arasinda büyük ragbet gördü. Genis Osmanli cografyasindaki tüm tipleri bünyesinde barindiran bir folklor, edebiyat, etnografi, müzik, mizah ve hiciv sergisi kimligi kazandi. Esnek yapisi itibariyle dogaçlamaya ve güncel olaylarin islenmesine son derece açik olan Karagöz perdesi, zamaninin en önemli toplumsal yergi vasitasiydi. Halkin begenmedigi hükümet kararlarini elestirdigi ve kamuoyunu temsil ettigi dönemler vardir. Osmanli’nin son dönemlerinde Karagöz sanatçilari devlet ileri gelenlerinden bazilarinin hirsizligini, rüsvetçiligini vs. perdede canlandirdiklari için bu taslamalar çok keskin bulunmus, oyunlar yasaklanmistir. Devlet ileri gelenlerinin perdeye yansitilmalari agir cezalara baglanmis, bu yasaklamalardan sonra Karagöz siradan, kaba saba bir güldürü durumuna düsmüstür. 20. yy’da Türk Halk edebiyati ile ilgili arastirmalar baslamis fakat hizla baslayan batililasma çabasi ile Karagöz oyunu gözden düsmeye baslamistir. 20. yüzyilin ilk çeyreginde bir süre daha yasayan Karagöz, zaman içinde tiyatronun, sinemanin daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle önemli ölçüde etkisini kaybetmistir.Bu yüzden hayaliler Karagöz oyun tekniginde bazi degisiklikler yapmaya çalismislardir. Ahmet Rasim, “Muharrir Bu Ya” adli eserinde Hayali Katip Salih’in kanto söylettigi ve muhafazakarlar tarafindan elestirildigini anlatmaktadir. Ancak Karagöz oyunlarinin etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanindaki gelismeler olmamistir. 17. yüzyilda baslayan batililasma çabalari yirminci yüzyilin baslarinda etkisini göstermeye baslamis, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli özelligi olan dogaçlama gelenegi terkedilmis bunun yerini bati tiyatrolarinda oldugu gibi yazili metinler almistir. Yazili metne bagli kalarak oynatilan Karagöz oyunlari, yeni oyunlar yazilamadigi için çaga ve insanlarin kültürel gelisimlerine ayak uyduramamis, eskiden oynatilan oyunlarin aynisinin tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanlarin ilgisini çekmez olmustur.

Gönderilen Resim
Yenilestirme çalismalari Mesrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de devam eder. 1910 yilinda Beyoglunda “Canli Karagöz Sahnesi Operet Kumpanyasi” adli topluluk kurulur. Komik-i sehir Nasit Efendi burada deneme amaciyla canli Karagöz olarak sahneye çikmistir. Dogaçlama gelenegine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden oldugu gibi saygin ve yaygin bir duruma gelebilecektir, aksi takdirde önümüzdeki on yillar içinde Karagöz sanatimiz tarih kitaplarinin arasinda kalip yok olmaya mahkumdur. Karagöz günümüzde sayilari azalan Hayâlîler tarafindan yasatilmaya çalisilmaktadir. 1966’dan sonra düzenlenmeye baslayan festivaller yarismalar sonucunda bir çok basarili hayalinin varligi ortaya çikmis, yeni oyunlar kaleme alinmistir. Yazilan oyunlarin pek çogu perdede oynamaya uygun olmasa da konu tekrar gündeme gelmistir.
http://www.karagozevi.comhttp://www.karagozevi.comhttp://www.karagozevi.com dan alinmistir.


#2 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 15 Ağustos 2007 - 02:06

Türk Tarih Kurumu Karagöz Belgeseli


Şimdi unutuk seslerini
Hayali adları kaldı orta da
Yıllar gecti ansızın
Cember gittikce daraldı
Yarın kaygısı ile baş başa
Parmak ile, sayabilecek kadar kaldı

#3 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 13:51

Karagöz' üm, bu ne telaş böyle ? unsure.gif



#4 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 13:56

Marangozun önünden geçtim ya, oradan sıcramıştır.

Talaş demedim... Yani acelen nedir ki peşinden yetişemedim ?



#5 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 14:03

Yetişip de ne yapacaksın, para mi vereceksin ? :rolleyes:

Canım aynı tarafa gidiyorum diye bir hal - hatır sorayim dedim.



#6 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 14:05

Ben kara katır falan görmedim.

Efendim şakayı bırak, şu koltuğunun altındaki de nedir ?

O mu ?... Resim, resim Hacı Cavav

Anlayamadım, yani tablo mu alıp - satmaya başladın ? smile.gif



#7 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 14:22

Pataklarim ha ! ... Kablo alıp satan babandır. Ben resim ressamı oldum. :angry:

Hemen kızma canım, şimdi anladım. Hem de cok sevindim. smile.gif Demek artık boş zamanlarında sanat yapıyorsun

 

Elimdeki resmi kafana gecirirsem görürsün saat yapmayı...
 

Şey blushing.gif haber versen ben de yardımci olurdum. Evin kenarında - köşesinde kalmış boya, fırca falan var. Resim bilgisi de verirdim.



#8 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 14:30

Bilgi senin olsun, o kenar - köşedekileri gönder :angry:

 

Pekala, göndereyim ama sen de şu işi biraz anlatıver ?

Nesini anlatayım... Biliyorsun gecen sene resimlerini ben yaptım diye kızıp, ögretmen oğlumu resim dersinden bütünlemeye bırakmıştı ya.. :angry:
 

Duydum Karagöz' üm... Gelseydi ben ona güzel resimler yapardim smile.gif



#9 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 14:39

Köftehor, bunu şimdi mi söylüyorsun ? :angry: Üstelik öğretmen, Ilk defa fırca tutmuş, ilk defa boya görmüş gibi bu ne rezalet resimler böyle ? Verdiğim bilgiler ne oldu ?

Ana okulunda mısın ? diye de paylamış.

Ögretmen haksız da değil... Eeeeee, sonra unsure.gif
 

Işte o cıtalara gerilmiş bezlere yaptığım resimler bir kenarda dururken... Geçen gün ekmek parası kalmayınca aklıma geldi.

Boyalarını silip yeniden satarlar diye aldığımız yere geri götürüyordum.

 

Hah! hah hah ! ayakvur.gif Geri almazlar. Neyse, ne yaptın ?



#10 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 14:49

Almadılar ama ben başka dükkancı aramaya başladım. Derken yanımdan gecen bir adam merak etmiş... Bir kenara cekildik, hepsine baktı.

Merak ettim doğrusu, kimmiş ? unsure.gif

 

Resim alıp - satarmış.. Sergi dükkanı da varmış..
 

Anladım Karagöz' üm, demek ki galeri sahibi.. smile.gif
 

Lafı ters anlama, gollerin sahibi değil!... :angry: Resim dükkanı var.



#11 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 15:01

Pekala, öyle olsun... sleep.gif Herhalde sana acıyıp cerceveleri satın aldı.




Köftehor, cerceve olur mu ? Resimlerimi çok beğendi. :rolleyes:

Efendim sen bana herhalde ya rüyanı anlatıyorsun, smile.gif ya şaka yapıyorsun !

 

Hacı Cavcav, adam beni sergi dükkanına götürdü. Kebaplar getirtti.

Ben de rüya görüyorum zannettim ama baktim ki sahiden yiyorum yarısnı da cebimdeki torbaya doldurdum.
laugh.gif

 

Allah iyiliğini versin, adamcağız ne kadar ayıplamıştır ! blushing.gif
 

Zahmet ettiniz ama iştahım yok ! Yanıma alayım da gezerken acıkınca bir parkta falan yerim ! dedim. Eve götürürüm denir mi ?



#12 Misafir_birce_*

Misafir_birce_*
  • Misafir

Gönderi Tarihi: 06 Şubat 2010 - 15:13

Desene birkac cerceve parasına bir güzel kebap yediniz Sonra.. huh.gif


 

Satmak istediğmi öğrenince resimlere hemen altın yaldızlı cerceveler yaptırıp sergideki resimlerin arasına koydu. laugh.gif




Karagöz'üm, ben saf saf dinliyorum diye unsure.gif sen galiba şakanın ucunu kacırdın ?
 

Köftehor, gidip sergideki resimleri görsene ! Birkac da kara tahtanın üstüne gazete yırtıkları yapıştırıp etrafında fırcasını temizlemiş...

 

Canım onları yapanlar okullu ressam...

Adamcağız acıyıp birkac resmini satın aldı diye kendini bir şey mi zannetmeye başladın ? blushing.gif

 

~~ Resim Ressamı / Piyes ~~

SON





Cevap ekle