İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


Resim

2006’da olanlar, 2007’den beklenenler


Bu başlığa 7 cevap verilmiş

#1 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:12

Aydın Boysan, Orhan Gencebay, Rıdvan Dilmen, Tunç Başaran, Ünsal Oskay, Haldun Dormen, Derviş Zaim, Şahan Gökbakar ve daha pek çok akademisyen, sanatçı, sporcu ve yazar 2006’yı değerlendirdi.

‘Şiddet normalleşti, istismar kanıksandı’

Prof. Dr. Arus Yumul (Sosyolog)
ŞİDDET NORMALLEŞTİ
2006, Türkiye’de şiddetin ve milliyetçiliğin arttığı bir yıl oldu. Milliyetçi tezahürlerin sokağa teslim edildiği, şiddetle, linç girişimleriyle iç içe geçtiği ve toplum olarak aşındığımız bir yıl... Bireysel şiddetin gündelik hayatın her alanına girmesi, her kesimin ve yaş grubunun şiddetin dilini benimsemesiyle şiddet neredeyse “normalleşti”. 2007 yılının seçim yılı olması nedeniyle popülist milliyetçi söylemler güçlenecek, siyasetçiler birbirleriyle “daha milliyetçi” olma yarışına girecekler.

Prof. Dr. Esin Küntay (Sosyolog)
BİZ NASIL BİR TOPLUM OLDUK?
Hırsızlık, kapkaç ve gasp, işsizlik gibi sorunların yanı sıra pornografi, bebeklerin bile cinsel istismara uğraması “Biz nasıl bir toplum olduk?” sorusunu gündeme getirdi. Ceza Kanunu’ndaki değişikliklere rağmen töre cinayetleri, kadına ve çocuğa şiddet hız kesmedi. Milli Eğitim Şurası’nda İmam Hatiplilere üniversitelerin farklı alanlarında kapı açılması toplumda düş kırıklığı yarattı. 2007’de de bu sorunlar devam edecek, seçim yılı olması nedeniyle sıkıntılı ve gergin bir yıl olacak gibi gözüküyor.

Prof. Dr. Ünsal Oskay (Sosyolog)
DÜNYA GLOBALLEŞTİ, BİZ İÇİMİZE KAPANDIK
2006 yılı Türkiye’nin globalleşen bir dünya içinde dışa bağımlılığının ağırlaştığı; bunun tersinden bir yansıması olarak, toplumun geniş kesimlerindeki etnosantrik, içe kapanmacı eğilimlerin yoğunlaştığı bir yıl olarak yaşandı. Bu duruma işsizlik, yatırımlara olanak bırakmayan, içeride ve dışarıda belirli kesimlere servet transferini hızlandıran, ekonomik-sosyal politikalara alternatif eleştirel siyasal örgütlenmeleri sakıncalı bulan bir toplumu yönetme anlayışı neden oldu.
2007 yılında kendi toplumumuzun içindeki sosyal kesimlerin birbirinden uzaklaşacağı, düş kırıklığıyla beraber endişe, korku ve güvensizlik ortamında anti-demokratik siyasal hareketlerin kitlesel tabanlarını daha da genişletebileceği bir yıl olacak.

Aydın Boysan (Mimar-Yazar)
BİR DAHA DÜNYAYA GELMEYE VAR MIYIZ? YOKUZ
85.5 yaşındayım. Bu zaman içinde bir kadim arkadaşımla görüştük. Görüştüğümüzde ikimizin de başından çok iyi, çok kötü şeyler geçmişti. Dört gün birlikte olduk. Bir otel odasında 100 saat kaldık, 80 saat konuştuk. Sonuçta bir özet yapalım dedik; yaptığımız bir yanlıştan dolayı pişman mıyız diye. Düşündük, “Hayır, değiliz” dedik. Bir insan ömrü eski otomobil tamir eder gibi, direksiyonu değiştir, çamurluğu değiştir, lastiği değiştir, olmaz. İnsan ömrü tamir edilebilir bir şey değildir. Eski otomobil yeniden işlemeye başlar ama insan yeniden işlemeye başlayamaz. O zamana kadar nasıl işlediyse öyle devam eder. Bu nedenle de pişman değildik. “Bir daha dünyaya gelsek aynı şeyleri yapar mıyız?” dedik, “Yaparız” dedik. Bir soru daha vardı: “Bir daha dünyaya gelmeye var mıyız?” dedik birbirimize: “Yokuzzzz...” diye bağırdık. Bu dünyaya bir kere gelmek yeter.
Umalım ki Türkiye’de yaşam biçimi yeni yılda artık çok düzgün bir hale gelsin. İnsanlar birbirine çok saygılı davransın. Yürüyenler, konuşanlar ve otomobil kullananlar birbirine saygılı davransın. Acaba olacak mı? Olmayacağını bilsek bile üzülmeyelim. Umudu kaybetmek, insanların insanlıktan uzaklaşması gibi bir haldir. O nedenle umudu kaybetmeyelim. Gelecek zamanın iyi yaşanacağına dair şüphelerimiz varsa bile yüreğimize gömüp, kendimizi tedavi etmeye çalışalım. Yoksa çıldırmak işten değil.

#2 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:18

'AB’de umutla dışlanma arasında kaldık’

“Türk halkı dünyadaki yerini belirlemekte zorlandı. AB’ye fazla taviz verildi. ABD tüm hakimiyetini hissettirdi, 2007 de farklı olmayacak.”

Yazar, akademisyen, sanatçı ve psikologların gözlemlerine göre Türkiye bu sene dünyadaki konumunu belirlemekte zorlandı, Avrupa Birliği umutları azaldı.

Prof. Dr. Sedat Özkan (Psikiyatr)
UMUTLA DIŞLANMA ARASINDA KALDIK

2006’da AB tartışmaları toplum psikolojisinde etkili oldu. Gidiş gelişler toplumda umutla dışlanma arasında sorgulamaya yol açtı. Türk halkı dünyadaki yerini, iç sorunlarını çözme konusunda belirsizlik yaşamış olsa da 2006’yı daha stabil ve istikrarlı geçirdiğini söyleyebilirim. 2007’den ise biraz tedirginim. Seçim atmosferi, istikrarsızlaşma ve belirsizlik kaygısı yaratabilir. 2007’de daha çok sevgi, paylaşım ve anlayışa ihtiyacımız olacak.

Orhan Gencebay (Sanatçı)
AB’YE FAZLA TAVİZ VERİLDİ

“2006 çok iyi bir yıl olmadı, ekonomik ve sosyal sorunların bitmediğini gördük. Reel sektör iyi değildi, AB’ye fazla taviz verildi, sanat açısından da yeteri kadar iyi değildi. Dünya çapında üretebilecek yeterlilikte bir ülke olmamıza rağmen bunun gerçekleştiğini söyleyemiyorum. Korsan, patent ve telif hakkı sorunları halledilmedi.”

Ergin Yıldızoğlu (Gazeteci-Yazar)
AB SÜRECİ YENİ BİR DARBE DAHA ALACAK

2007 yılında, 2006’da dünya gündemine damgasını vuran ana sorunlar ağırlaşarak gündemde kalmaya devam edecek. Birçok önemli sorun var, bu sorunların hemen hepsi ABD ile ilgili. Yılın başında Bush’un yapacağı konuşmaya bağlı olarak Irak politikası ortaya çıkacak. Burada hedef tahtasında Sadr Milisleri olduğu anlaşılıyor. Suudi Arabistan’ın da ABD’den yana devreye girmesi olasılığı oldukça güçlü. Bu olasılık geçekleşirse gündemin ikinci önemli maddesi, İran-ABD/ İsrail gerginliği yeni bir platoya sıçrayacak. Burada da artık İran’a yönelik bir askeri saldırı olasılığı iyice güçlenecek. Bu saldırı gerçekleşirse, Ortadoğu’da, Türkiye ve Suriye’yi de içine çekecek bir kasırgadan kaçınmak olanaklı değil. Bir diğer güçlü olasılık da, böyle bir saldırının Çin-Rusya arasında başlamış olan yakınlaşmayı güçlendirerek, dünya jeopolitiğinde yeni bir fay hattı oluşturmasıyla ilgili. Bu gerçekleşmeye başlarsa, Avrupa tarafını seçmekte zorlanacak, AB ülkeleri arasında farklı tutumlar sergilenecek ve belki de AB süreci yeni bir darbe daha alacak.
2007 yılında Çin ve Hindistan yükselmeye devam edecek. Lübnan’ın bir savaşa daha sahne olması, Filistin sorunun da çözülmeden kanser olmaya devam etmesi çok güçlü iki olasılık.

Cengiz Aktar (Akademisyen)
TÜRK HALKININ AB’YE BAKIŞI ZEHİRLENDİ

2006’da Türk halkının AB’ye bakışı zehirlendi ve bu en büyük tahribat oldu. 1 Ocak’ta AB dönem başkanlığını Almanya devralacak. Almanya Türkiye meselesiyle uğraşmak istemiyor. Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan AB ülkeleri de Türkiye’ye havlu attırmak istiyor. 2007’de hükümet itidalli ve aşırılıklara kaçmayan tavrını sürdürmeli.

#3 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:22

‘Türk sineması şaha kalktı’

“Sinema sektöründe atılım oldu. Çok güzel; hem yurt dışında hem yurt içinde başarılar kazanan filmler yapıldı, adeta Türk sineması şaha kalktı.”

Derviş Zaim (Sinema Yönetmeni)
ÖNEMLİ SAYILABİLECEK FİLMLER YAPILDI

2006, ‘Cenneti Beklerken’ filmimin çekimlerini bitirdiğim için güzel ve yoğun bir yıl oldu. Yılın en önemli olayı Türkiye’nin Nobel’i kazanmasıydı. Sinemasal açıdan başarılı biri yıl oldu, önemli sayılacak filmler ortaya çıktı. 2007’nin seyircisiyle barışık bir sinema olmasını, eleştirel, denemelere açık, kucaklayıcı ve değer yaratıcı bir sinema olmasını istiyorum.

Şahan Gökbakar (Komedyen)
KOMEDYENLERE GÜLDÜK AMA AĞLAYANLAR DA VAR

Sinema sektöründe atılım oldu. Çok güzel; ve hem yurt dışında hem yurt içinde başarılar kazanan filmler yapıldı, adeta Türk sineması şaha kalktı. Benim de mesleki olarak yapmak istediğim projeyi tamamladığım başarılı bir yıl oldu. 2006 Türkiye’de insanların komedyenlere güldüğü bir yıldı ama başka etkenlere bakılırsa ağlayanlar da vardı. Çünkü hayat pahalılaşıyor, veriler aksi çıksa da insanların alım gücü düşüyor ve yaşamak zorlaşıyor. Bizim gibi şanslı kesimin dışında kalanlar için 2006 iyi geçmemiş olabilir. 2007, insanların gerçekten gülebilecekleri bir yıl olsun.

Müjdat Gezen (Tiyatro Sanatçısı)
TİYATRO 1 YTL OLDU, SEYİRCİ KAÇTI

2006’nın en büyük felaketi, Kültür Bakanlığı’nın özel tiyatrolara yardımı kesmesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin tiyatro biletini 1 YTL yapması oldu. Belediye başkanı bunu kendi parasıyla yaparsa elleri öpülecek adam derim ama benim paramla yaptığı zaman kabul edemiyorum. Şehir tiyatrolarında oyunlar yarı seyirciye düştü, bilet 1 YTL olunca, televizyonda daha iyi bir şey varsa sonra giderim diyen bir sürü seyirci oldu. 2007’de sanata daha çok değer veren bir hükümetin gelmesini ümit ediyorum.

Halit Akçatepe (Sinema Sanatçısı)
İNSANIMIZ PARASIZLIKTAN YAKINIYOR

2006, ekonomik isteklerin yerine gelmediği, insanların parasızlıktan yakındığı zor bir yıldı. Sinema açısından başarılıydı. Türk sineması vaktinde çok dertli günler geçirdi ama bunları atlattı. 2007’ye daha umutla bakıyorum. Ekonomik sıkıntıların geçeceğine, Türk sinemasının daha güzel günler yaşayacağına ve yeni yeteneklerin iyi değerlendirileceğine inanıyorum.

Haldun Dormen (Tiyatro Sanatçısı)
2007 LAİKLİĞİN KONUŞULMADIĞI BİR YIL OLSUN

2006’da laikliğin bu kadar çok konuşulması ve laikliği korumak için çaba göstermemiz çok tatsızdı. Tiyatro konusundaki tatsızlık ise özel tiyatrolara yardımın kesilmesi oldu. Ama ben yine de ümitsiz değilim, yeni neslin çalışmalarını beğenerek izliyorum, iyi yönetmenler ve genç oyuncular çıktı. Atatürk sevgisiyle yetişmiş bir nesil olarak laikliğin konuşulması bizi rahatsız ediyor. Onun için 2007’nin laikliğin konuşulmadığı, savaşların olmadığı ve tiyatroların daha çok seyirci kazandığı bir yıl olmasını bekliyorum.

Gülriz Sururi (Oyuncu-Yazar)
2006 TİTRE VE KENDİNE GEL YILI OLDU

2006 Türk milleti için, ‘Titre ve kendine gel’ yılıydı. Ülkemizin yakın geçmişini ve tarihini gözleme fırsatı vermesi açısından önemliydi. Sanat açısından ise sinemamız çok ciddi bir sıçrama yaptı, darısı tiyatromuzun da başına. 2007’de seçimlerinin sanatın önemini kavrayabilmiş insanlardan oluşan bir meclis çıkarmasını diliyorum. Türk halkı gerçekten titreyip kendine gelirse 2007 güzel bir yıl olabilir.

Mustafa Alabora (Tiyatro Sanatçısı)
ÖZEL TİYATROLARA HAKSIZLIK YAPILDI

2006’da belediyenin 1 liralık bilet uygulaması başlattı. Ama bu arada da özel tiyatrolara yapılan yardımı kestiler. Bu büyük bir haksız rekabettir. Özel tiyatrolar bir bileti 20-25 liranın altında satamaz. Ayakta kalabilmesi için bu fiyatlara satması gereken fiyatın karşısında 1 liraya bilet satılırsa, bu haksız rekabettir. Bu son derece yanlış, adaletsiz bir davranış biçimi.
İkinci olarak şehir ve devlet tiyatrolarının oyun seçimi, repertuar sorunlarını yeniden tartışmak gerekiyor.

Tunç Başaran (Yönetmen)
ŞİMDİYE KADAR TÜRKİYE’DE AŞK FİLMİ YAPILMADI

Çok genç yönetmenler, çok iyi çalışmalar yapıyorlar. Filmler iyi de olsa, kötü de olsa bir şeyi değiştirmez. Filmlerin yapılması, genç insanların çıkması, sinema için bir kazanç. 2007 için de iyimserim. Pembe bir gözlük takmıyorum.
Türkiye’de şimdiye kadar bir aşk filmi yapıldığın inanmıyorum. İnşallah Ocak ayının ortalarında, Şubat ayında- para da bulabilirsem- çok güzel bir aşk filmi yapmayı düşünüyorum. Şimdilik adını söyleyeyim, sonra değiştirebilirim: Mutluluğun Resmi.

Mücap Ofluoğlu (Tiyatro Sanatçısı)
YETENEKLİ GENÇ TİYATROCULAR YETİŞİYOR

2006 yılı 1996’dan daha iyi değil. Ancak genç ve yetenekli tiyatrocuların yetiştiğini görüyor; seviniyorum. Hem kültürlü hem de tiyatroyu seviyorlar. Araştırmacılar. Bizim eski tiyatrocularımız araştırmacı değildi. Yalnızca kendi hayatlarını sürdürmek için oyunculuk yaparlardı. Şimdi bugünkü tiyatrocular hayatlarını sürdürmek için bir de televizyonlarda, dizilerde oynuyorlar. Kazançlarını hem para bakımından daha iyi görüyorum hem de para kazandıkları için tiyatroyu da bırakmıyorlar.

#4 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:24

‘Futbol kirlendi’

“2006’da şike, hakem, lig tartışmaları, sonuçların masa başında belirlendiği söylentileri gibi futbol aşkını öldürebilecek ne varsa yaşandı.”

Yorumculara göre 2006 Türk sporu için parlak bir yıl olmadı. Futbolda ise en çok ‘şike ve ligin kirliliği’ konuşuldu.

Rıdvan Dilmen (Spor Yazarı)
FUTBOLCU VE YÖNETİCİLER KOLAY ALINIP SATILAMAZ

2006’da Türk futbolunda şike ya da dedikodu gibi olaylar oldu, bunlar futbola güvenin ve inancın azalmasına yol açtı Ama hep negatif düşünülür ve asılsız haberler çıkarsa futbol yara alır. Sporcularla antrenörlerin bu kadar hafife alınması beni çok rahatsız etti, futbolda oyuncu ve yöneticiler bu kadar kolay alınıp satılamaz, kimsenin buna gücü yetmez. 2007’nin saha dışı olaylarından çok, saha içinin konuşulduğu bir yıl olmasını bekliyorum.


Yiğiter Uluğ (Spor Yorumcusu)
ŞİKE, HAKEM TARTIŞMALARI VE LİGİN KİRLİLİĞİ KONUŞULDU

2006 parlak ve başarılarla dolu bir yıl olmadı. Ön plana çıkan ise daha çok olumsuzluklardı, futbol milli takımındaki düşüş sürdü. Ne yazık ki 2006’da Türk futbolunda şike, hakem, lig tartışmaları, sonuçların masa başında belirlendiği söylentileri gibi futbol aşkını öldürebilecek ne varsa yaşandı. Basketbol Milli Takımı’nın dünya altıncılığı, Bayan Voleybol Milli Takımı’nın dünya dokuzunculuğu ile güreşte alınan bir kaç madalya dışında başarı olmadı. 2007’de bu kötü tablonun düzelmesini ve futboldaki kirliliğin temizlenmesini bekliyorum.

#5 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:27

‘Pamuk’u bağrımıza basamadık’

“2006’nın edebiyat bakımından en çarpıcı olayı Orhan Pamuk’un Nobel’i alması oldu. Bu ödüle çok acıklı, çok gülünç tepkiler oldu. Pamuk’u gerektiği gibi kutlayamadık, bağrımıza basamadık.”

Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması hem farklı tepkilere neden oldu hem de milli gururumuzu okşadı.

Alanur Özalp (Uzman Psikolog)
ORHAN PAMUK VE TÜRK FİLMLERİ ÖZ GÜVENİMİZİ ARTIRDI

Orhan Pamuk ve Türk filmlerinin uluslararası platforma taşınması toplumun öz güvenini artırdı. İnsanımızın sorunlarına profesyonel çözüm arama konusunda da daha iyi bir duruma geldiklerini söyleyebiliriz, artık insanlar ‘ben deli miyim’ demeden psikoloğa gidiyor. Ancak deprem beklentisi, komşularımızdaki savaş ve gerginlikler, dünyadaki küresel ısınma gibi sorunlar toplumsal kaygılara yol açtı ve çocuk istismarı çok konuşuldu.

Cevat Çapan (Şair)
ORHAN PAMUK’U BAĞRIMIZA BASAMADIK

2006’nın edebiyat bakımından en çarpıcı olayı elbette Orhan Pamuk’un Nobel ödülünü alması oldu. Ve çok garip tepkiler de 2006’yı renklendirdi. Toplum olarak yeterince sevinmeye alışık olmadığımızı gösterdi. Bu ödüle çok acıklı çok gülünç tepkiler oldu. Ve ne yazık ki Orhan Pamuk’u gerektiği gibi kutlayamadık, bağrımıza basamadık.
Onun dışında sakin bir yıl gibi geçti. Türkiye’de şiir borsasında edebiyatın hisse senetlerinin düştüğünü gördük. Ama yine de şiir öyle dokuz canlı bir kedi ki, kimse onu öldüremiyor. Şiir yine de yaşıyor. Bunun için İngiliz şair Robert Kleys’in bir sözü var; o aşk için söylüyor ama şiir içinde geçerli bu söz: Gene de yaşıyor aşk/ Pencerenin pervazına kazılı bir kelime/ Celladın baltasının altında o korkunç ürküntü içinde. Şiir de öyle. Şiir de celladın baltası altında yada şiir düşmanlarının dehşetengiz tehditleri altında veya ilgisizliğine rağmen canlılığını yaşamasını sürdürüyor.


Turgay Fişekçi (Şair)
NOBEL’İ ÇOKTAN HAK ETMİŞTİK

Türkiye’ye ilk kez Nobel Edebiyat ödülü geldi. Türk Edebiyatı bu ödülü çoktan hak etmişti. Çağdaş Türk Edebiyatı’nda Nobel’i alabilecek en az 10 yazar-şair kolaylıkla söylenebilir. Özellikle Türk Edebiyatı’nda 2006, şiirin son yıllarda girmiş olduğu gerileme sürecinin daha da koyulaştığı bir yıl oldu. Onun da ötesinde şiir insanların, toplumumuzun hayatından çıkan, uzaklaşan bir şey oldu. Küreselleşme ile birlikte, toplumca ve dünyaca yoğun bir yozlaşma süreci yaşıyoruz. Yalnızca şiir hayatımızdan çıkmıyor; Türkçe’den, anadilimizden, Türkçe’nin taçlarından uzak, melez bir Türkçe konuşmaya başlıyoruz. Ama edebiyatın kendi çapında mücadelesi sürüyor. Dünyadaki değerler sistemi değişmeli ki, yeniden insani olan şeyler hayatımıza geri dönsün.

#6 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:30

2007’nin falı

Astrolog Hakan Kırkoğlu, 2007’nin çok yenilikçi bir yıl olacağını söyledi. Kırkoğlu, “Tıpkı 1839 Tanzimat Fermanı, 1923 Cumhuriyet’in kuruluşu gibi 2007 de böyle bir döngüye denk geliyor” dedi

Astrolog Hakan Kırkoğlu’na göre, 2006’da önemli bir eşik noktasından geçen Türkiye, 2007’de Kova burcunun etkisine girecek.

TÜRKİYE OĞLAK BURCUNDAN ÇIKTI KOVA BURCUNA GİRDİ
Türkiye önemli bir eşik noktasından geçiyor, bu açıdan 2006 önemliydi. Çünkü 2006 Türkiye’nin AB ilişkilerinde çok hareketli günler yaşadığı, özellikle insan hakları, özgürlükler ve milliyetçilik konularında test olduğu bir yıldı. Önümüzdeki seçimlerle bu biraz daha belirginleşecek. AB ile ilişkilerde ortaya çıkan kısıtlamalar, yönümüzü bulmamız için bizi zorluyor. O bakımdan 2007 çok yenilikçi olacak, şartlar bambaşka olacak. 1839 Tanzimat Fermanı, 1923 Cumhuriyet’in kuruluşu gibi 2007 de Türkiye için böyle bir döngüye denk geliyor. Yani Türkiye’nin doğu ile batı arasında yalpaladığı ve daha fazla seçim yapmak zorunda kaldığı bir döneme giriyoruz. 2007’nin en hassas konusu ekonomik, siyasi istikrar ile cumhurbaşkanlığı seçiminin getireceği sıkıntılar olabilir.

TÜRBAN POLEMİĞİ ARTACAK

Ekonomik performanstaki düşüklüğe rağmen tazelenme yılı olacak ve Avrupa ile ilişkilerde Türkiye keskin bir tutum içinde olacak. Türkiye her zaman olduğu gibi bu yıl da doğal afetlere hazırlıklı olmalı. Özellikle sonbahar aylarından itibaren türban ve kadın hakları gibi konularda tartışmalar ve polemikler yoğun olacak, bunlar da ülkemizin dışarıdan görünümünü etkileyecek.

DAHA ÇOK ÖZGÜRLÜK VE KATILIM
Türkiye Oğlak burcundan çıktı, Kova burcuna doğru ilerliyor, bu da daha fazla özgürlük, sosyal katılım, daha mantıklı ve akılcı bir toplum yaratma çabasının netleşmesi anlamına geliyor.”

#7 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:35

Vee...

MODADA MARKALAŞTIK ;)
Dilek Hanif (Modacı)

2006’da modada markalaşmanın anlaşılması ve anlatılması adına önemli gelişmeler oldu. Moda tasarımcısı olma, özgün bir marka yaratma ve tanıtma fikri daha çok gündeme geldi. 2007’nin de moda adına orijinal fikir yaratma, kendimiz olma ve bunu dünyaya tanıtma adına daha çok çalışıldığı, evrensel bir vizyona sahip ama değerlerinden kopmayan yaratıcı işlerin üretildiği bir yıl olmasını bekliyorum.

HATIRLADIK :rolleyes:
Prof. Dr. Haluk Eyidogan (Uusal Deprem Konseyi Başkanı)

2006 yılı da ‘bu deprem o depremi tetikleyecek mi?’, ‘deprem ne zaman olacak?’ gibi başlıklar yayın organlarının demirbaşı oldu. Haber başlıklarında gözlerimiz, ‘yeni binalar depreme dayanıklı yapılıyor mu?’, ‘kamu binalarının depreme karşı güçlendirilmesi ne durumda’, ‘göç ve plansız yerleşim deprem riskini nasıl artırıyor’ gibi konuları aradı. Birinci derece deprem bölgelerine göç durdurulmalı. Yeni gelenlerin plansız yerleşmeleri ile baş edemezken mevcut yapıları iyileştirmeyi ve yeni planları uygulamayı nasıl başaracaksınız? 2007’de bu temaların işlenmesi yerinde olur.

KANSER VAKALARI ARTTI, TEDAVİ YÖNTEMLERİ GELİŞTİ :(

Prof. Dr. Erkan Topuz (İÜ Onkoloji Enstitüsü Müdürü)

Son 10 yılda meydana gelen önemli gelişmeler sonucunda tümör büyüme ve metastaz biyolojisinde bilgi birikimleri oldu. Kanser tedavisindeki en önemli gelişme hedeflenmiş anti kanser tedavisi yani Kaynakhedefe yönelik tedavidir. Klasik kemoterapiler tümör hücrelerini yok ederken normal hücrelere de zarar verir, hedefe yönelik tedavilerde ise kanserli hücre bulunup sadece oradaki tümör yok edilir. Bu tedavilerin yan etkisi de yok denecek kadar azdır. Kanserdeki bu gelişmeler 2006 yılına damgasını vurdu, bazen tek başına bazen de klasik yöntemler ile beraber meme, kalınbağırsak ve lenf kanserlerinin belirli türleri ile akciğer ve böbrek tümörlerinde heyecan verici sonuçlar yarattı. 2007 yılında bu gelişmeler devam edecek, denenmekte olan moleküler düzeydeki yeni ajanlar gündeme gelecek ve yenilmez zannedilen kanser karşısında modern tıbbın başarısı biraz daha kanıtlanacak.

Prof. Dr. Cihan Uras (Genel Cerrah)

2006’da genç kadınlardaki meme kanserinde artış oldu. Daha önce 40 yaş üzeri hastalığı olarak düşünülen meme kanseri, artık 20’li ve 30’lu yaşların hastalığı olarak görülüyor. Sıklığının artmasına rağmen, meme kanserinden ölüm oranı azaldı. Bu konuda en sevindirici nokta kanserleri oluşmadan tespit edebileceğimiz bir döneme girmiş olmamız. Ameliyat sonrası dönemin kısalması ve ağrısız ameliyat devrinin başlaması yüz güldüren diğer bir gelişme.

UNUTTUK :(
Gürer Aykal (Orkestra Şefi)

2006’da Ulvi Cemal Erkin ve Hasan Ferit Anlar 100 yaşındaydı. Toplum bu değerlerden ne kadar haberdar oldu, bunların eserlerine ne kadar yer verdik, müzik eğitimcileri bile bu değerlere gereken önemi verdiler mi? Herkesin bunları sorgulaması lazım. Ülke çapında bu insanlara yeterince değer verildiğini sanmıyorum. 2007’de dünyaca ünlü bestecimiz Adnan Saygun 100 yaşında olacak. Umarım yıl sonunda yine kendimizi sorgulamak zorunda kalmayız.

Kaynak: NTV

#8 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ocak 2007 - 01:43

Bunlar her ne kadar sadece yorum olsa da, en çok 'türban' konusunun devam edecek olmasına tepkiliyim. :angry: Düşmedi dilimizden, düşüremedik, düşmeyecek bu gidişle... Başkaları uzaya giderken biz türbanı tartışaduralım, öyle ya çok savunan cennete gider belkide, ne dersiniz? Diğer konular hakkında ki görüşlerinizi de bekliyorum.

Saygılarımla.



Cevap ekle