İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


Resim

Siyasi Partilerin Milletvekili Adayları


Bu başlığa 13 cevap verilmiş

#1 M._Erdemir

M._Erdemir

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 3 İletiler:

Gönderi Tarihi: 17 Eylül 2002 - 02:43

İşçi Partisi Adıyaman Milletvekili Adayları
         
01-MEMET  YILMAZ-E.YARBAY
02-ABDURRAHMAN  BAŞSÜRÜCÜ-İŞÇİ
03-MESUT  ERDEMİR-EĞİTİMCİ
04-İRFAN  YILMAZCAN-ESNAF
05-HALİT GÜNGÖR- MUHASEBECİ

#2 M._Erdemir

M._Erdemir

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 3 İletiler:

Gönderi Tarihi: 17 Eylül 2002 - 03:30

İşçi Partisi Seçim Bildirgesi



30 Ağustos 2000

İŞTE ÇÖZÜM
1. İç borçlar takside bağlanacak.
2. Türkiye'de Türk bayrağı Türk Lirası.
3. Hortumcunun malına elkonacak. "Nereden Buldun Kanunu" çıkarılacak, Türkiye'nin hortumlanan 200 milyar dolar değerinde kaynak, altı ay içinde milletin hazinesine iade edilecek.
4. Dış borçlar ertelenecek. Alacaklı ülkelerle çatır çatır müzakere edip yeni bir ödeme takvimi yapacağız.
5. Tarım ve sanayi üreticisini gümrüklerle koruyacağız.
.
6. Irak'a ambargoya son verilecek.

7. Tarıma destek. Çiftçiyi ve besiciyi, ucuz mazot, ucuz gübre, ucuz tarım ilacı, ucuz tohumluk ve damızlıkla, düşük faizli krediyle destekleyeceğiz. Ürüne değer fiyat vereceğiz ve alım fiyatlarını zamanında açıklayacağız.

8. Çiftçilerin faiz borçlarını sileceğiz.

9. Özelleştirmeye son. Kömür işletmelerimizi, TEK'lerimizi, Telekom'larımızı, Sümerbank'larımızı, Etibank'larımızı, Tekel'lerimizi, Et-Balık ve Süt Endüstri Kurumları'mızı, velhasıl tekmil KİT'lerimizi verimli hale getirerek çalıştıracağız. Yalnız KİT'lere bir yıl içinde 1 milyon yeni işçi alacağız.
10. Madenlerimizi işleyeceğiz. Dünya borunun yüzde 70'ine sahibiz. 700 milyar dolarlık borumuzu yabancıya teslim etmeyeceğiz, kendimiz çıkaracağız. İşleyip satarsak, 3 trilyon dolar ediyor. Yılda 10 milyar dolardan 300 yıllık bir gelir. 12 göbek sonrasındaki torununa bile yeter. Aynı şekilde kömür, toryum gibi madenlerimizi işleyeceğiz.
11. Demiryolu ve denizyolu. Hızlı demiryolu ve denizyolu taşımacılığına yöneleceğiz. Kasaba ve köylerimizi karayoluyla bu taşımacılık ağına bağlayacağız.
12. Herkese iş, emek seferberliği.
13. En az 500 milyon lira ücret ve aylık. İşçiye, memura, emekliye, dul ve yetime, bağkur emeklisine en az 500 milyon lira ücret ve aylık vereceğiz.
14. Esnafa, zenaatkâra, milli sanayici ve tüccara destek.
15. Öncelikle özkaynaklarımıza dayanan, ucuz, bol, kaliteli, güvenilir enerji.
16. Parasız sağlık.

17. Engelli yurttaşlarımıza iş ve insanca yaşam.
18. Parasız ve Türkçe eğitim.

19. Laiklik ve vicdan özgürlüğü.
20. Hıristiyan misyoner faaliyetine ve Bizans projelerine izin verilmeyecek.
21. Bölgeler arasındaki eşitsizlikler giderilecek.
22. Avrupa Birliği kapısında parçalanmaya ve yoksullaşmaya son. Türkiye, ABD tarafından AB kapısına bağlandı ve denetim altına alındı. Devlet Bahçeli'nin MHP'si, Tayyip Erdoğan'ın AKP'si ve Necmettin Erbakan'ın SP'si dahil, bütün partiler, Abdullah Öcalan'ın PKK'siyle aynı programı savunuyorlar, AB'ye girmekten yanalar. Hepsi milletimizi aldatıyor. Bir tek İşçi Partisi, AB aday üyeliğinden çekilmeyi savunuyor. Türkiye, AB kapısında parçalanmayı, yoksullaşmayı ve köleleşmeyi kabul etmeyecek, aday üyelikten çekilecektir.
23. Bağımsız milli devlet, güçlü hükümet, güçlü ordu, millî savunma sanayisi, bölge ülkeleriyle dayanışma, Avrasya Seçeneği ve Batı ülkeleriyle normal ilişkiler. Türkiye, yalnız halkının iş bulması ve refahı için değil, aynı zamanda toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak için de, İşçi Partisi'nin millî programını uygulamak zorundadır.

MİLLİ MECLİS MİLLİ HÜKÜMET İÇİN
OYLAR İŞÇİ PARTİSİ'NE

#3 M._Erdemir

M._Erdemir

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 3 İletiler:

Gönderi Tarihi: 20 Eylül 2002 - 08:13

Doğu Perinçek

17 Haziran 1942 : Gaziantep'te doğdu. Sadık ve Lebibe Perinçek'in oğlu. Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Abçağa köyünden PTT Memuru Cemal Perinçek ile Rahime Perinçek'in ve Malatya'nın Gerimteri köyünden öğretmen İbrahim Olcaytu ile Tunceli Pertek'li Firuze Olcaytu'nun torunları.
İlk çocukluk yıllarını babasının yedeksubaylık ve yargıçlık görevleri nedeniyle Gaziantep, Antakya ve Diyarbakır'da geçirdi. Beş yaşından sonra Ankara'da büyüdü.

Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Bahçelievler Deneme Lisesi'nde ilk ve orta öğrenim gördü.Üniversite yıllarında, 1962 ve 1963'te toplam 10 ay Almanya'da işçilik yaptı ve Almanca öğrendi.Haziran 1964 : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi ve Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan olarak girdi.
Mart 1968 : Hukuk doktoru. Doktora tezinin konusu ve ilk kitabı, Türkiye'de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi'dir.
1964 yılında dünya görüşü olarak sosyalizimi benimsedi.

1967 yılında Dönüşüm dergisi Yazı Kurulu Üyesi ve Başyazarı. Almanya'da Türk Toplumcular Ocağı kurucusu ve ilk Genel Başkanı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi, Güvenlik Komitesi Başkanı, TİP içindeki Devrimci Muhalefet hareketinin önderlerindendir.
Mart 1968 : Fikir Kulüpleri Federasyonu (Dev-Genç Genel Başkanı). 1968 yılında Türkiye tarihinin en kitlesel ve güçlü gençlik hareketleri sırasında, 29 Nisan 1968 hareketinde, Haziran üniversite işgallerinde gençlik hareketinin "resmi” ve "fiili” önderidir.
Kasım 1968 : Arkadaşlarıyla birlikte Aydınlık dergisini kurdu ve yayınlamaya başladı.
Temmuz 1969 : 50 bin baskı ve satışlı İşçi-Köylü gazetesinin kurucusu ve başyazarı oldu.
21 Mayıs 1969 : Arkadaşlarıyla birlikte yasadışı Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'ni (TİİKP) kurdu. 12 Mart 1971 asker” darbesinden sonra arandı. Şehirlerde ve Söke yakınlarında Beşparmak dağlarında mücadeleye devam eti. Mayıs 1972'de Ankara'da yakalandı. TCK 141. maddeden iki ayrı davada, Hapisanede isyana önderlik iddiasıyla ve mahkemeye hakaretten dört ayrı davada yargılandı. 20 yıl hapis cezasına hükmedildi. 1974 Temmuzunda genel afla serbest oldu.
1975 başında sıkıyönetime karşı çıktığı için yeniden arandı. Üç yıl mücadelesini yeraltında sürdürdü. Haftalık Aydınlık ve Halkın Sesi'nde, aylık Aydınlık'ta başyazıları yayınlandı.
28 Ocak1978 : Aydınlık davasının aklanmayla sonuçlanması üzerine Türkiye İşçi Köylü Partisi'nin yasal kuruluşuna önderlik etti ve ilk Genel Başkanı oldu.
20 Mart 1978 : Günlük Aydınlık gazetesinin kuruluşuna ve yayınına önderlik etti, başyazar oldu.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra tutuklandı, önce 12 yıla, sonra 8 yıla mahkum edildi. 1985 Martında serbest kaldı.
Ocak 1987 : Haftalık 2000'e Doğru dergisinin yayınlanmasına önderlik etti. Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı oldu.
10 Nisan 1990 : "Sansür Sürgün Kararnamesi"nin çıkarılmasıyla hakkında tutuklama kararı verildi. Temmuz'da teslim oldu, Diyarbakır Cezaevi'nde üç ay tutuklu kaldı.
1991 yılında TCK 141. maddesinin kaldırılmasıyla siyasal haklarına kavuştu ve Temmuz ayında Sosyalist Parti 2. Büyük Kongresi'nde Genel Başkanlığına seçildi.
Temmuz 1992'de Sosyalist Parti'nin Anayasa Mahkemesince kapatılması üzerine kurulan İşçi Partisi'ne Genel Başkan seçildi.
1998 yılı Eylül ayının 24. günü, gözaltına alındı. “PKK’ye silah ve para yardımı yapmakla” suçlandı. Ancak Perinçek hakkında 1991 seçimlerinde TRT’de yapılan Liderler Açık Oturumu’nda yaptığı konuşma nedeniyle Terörle Mücadele Yasası 8. maddeye dayanılarak verilen 14 ay hapis cezası infaz edildi. Perinçek, 8 Ağustos 1999’a kadar 10 ay 10 gün Haymana Cezaevi’nde kaldı.
Daha sonra çıkan basın suçlarını erteleyen yasayla yeniden siyasi haklarına kavuştu ve 19 Ekim 1999 günü toplanan İşçi Partisi Olağanüstü Kongresi’nde genel başkan seçildi.
Doğu Perinçek, iyi almanca ve orta derecede İngilizce biliyor.
Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, gazeteci Şule Perinçek ile evli. Dört çocuğu var: Zeynep Perinçek (ODTÜ Endüstri Tasarım mezunu, 1970 doğumlu), Kiraz Perinçek (Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu, 1976 doğumlu), Mehmet Perinçek (Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, 1978 doğumlu), Sadık Can Perinçek (1994 doğumlu).

#4 muratcan

muratcan

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 4 İletiler:

Gönderi Tarihi: 02 Mayıs 2004 - 16:20

8) arkadaslar biz bu zihniyetle anca buralarakadar geliriz

kendiniz hata yapiyorsunuz birde bunu genclige asilamayin

:) bi internet kanalindan siyaset yapan birzihniyet.....


size soyleyecek birseyim yok

#5 xmhlx

xmhlx

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 27 İletiler:

Gönderi Tarihi: 06 Haziran 2004 - 15:00

selamlar;
abi şurda adıyamanın sorunlarını tartışıyoruz.nereden çıktı bu işci partisi adayları?burası propaganda alanımı?böyle iyi bir foruma siyaseti bulaştırıp da burayı da kirletmeyin bence.
bu arada arkadaş baya haklı.büyükleri böle olan bir gençlikten ne beklenir.ve büyüklerin bunu eleştirmeye hakkı yoktur.
sevgiler

#6 kartal236

kartal236

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 40 İletiler:

Gönderi Tarihi: 13 Mart 2005 - 15:34

evet prası seçim propagandası yapılacak yermi

#7 slamdunk

slamdunk

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 1 İletiler:

Gönderi Tarihi: 17 Nisan 2005 - 22:08

bence yanlış düşünüyorsunuz arkadaşlar..
siyaset, hayatımızın bir parçası ve insanların bilgilendirilmesi gerekir..
ben bu uygulamanın arkasındayım..

#8 insaat_muh

insaat_muh

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 7 İletiler:

Gönderi Tarihi: 19 Eylül 2005 - 22:53

yaw ilk defa görüyorum böyle bişey

Admin kardeş nerelerdesin

niye müdahale etmiyorsun.

forumu silmedin en azından kitlemedin

Şaşkınlıktan ne yazacağımı da bilmiyom

:wacko:

#9 zeze

zeze

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 2 İletiler:

Gönderi Tarihi: 21 Eylül 2005 - 02:17

arkadaşlar politika ve siyaset başlıklı bir konuda yaptığınız yorumlara şaşırdım bende.çünkü attığımız adımda dahi siyaset vardır.ondan kaçamayız.her nekadar görüşüm bu partiden yana olmasada böyle şeylerin olması çok normal.
ancak bi yanlış var burda.ansiklopediden sıkılacağımız bir bilgi okur gibi olmuş.şunu yapıcaz bunu yapıcaz diyerek diğer partilerden bir farkı olmadığını göstermiş.
birde imf ye olan borçları taksitlendireceğiz demesi çok komik geldi bana.
siyaset üzerinde kafa yorulacak bir iştir.
sevgiyle

#10 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 06 Ekim 2005 - 04:12

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
Ermenistan’ın ilk başbakanı “Rus çarlığının ve İngiliz emperyalistlerinin kışkırtmasıyla Müslümanları katlettik” diyor


Ermenistan’ın ilk başbakanı, Taşnak Partisi lideri Kaçaznuni (Katchaznouni)’nin 1923 yılında Bükreş’te yapılan Taşnak Partisi Kongresi’ne sunduğu rapor, 1914-1923 yılları arasındaki gerçekleri bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Aydınlık dergisinin bugünkü sayısında yayınlanan rapor, Ermenistan’da yasaklanmış ve Batı ülkelerinin kitaplıklarında yok edilmiş. Raporun, 1927 yılında Tiflis’te basılan Rusça çevirisini, İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü (AİİTE) Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek, Rus arşivlerinde buldu. İşte belge! Hem de Ermeni başbakanının resmi raporu! Vicdanlı Ermeni başbakanı, vicdansız emperyalistlerin yalanlarını çürütüyor. ABD ve Avrupa emperyalistlerinin Ermeni soykırımı yalanlarını, Ermeni başbakanının ağzından, yüzlerine çarpıyoruz.
Raporun özetini çoğaltıp bütün dünyaya yaymalıyız.

Dürüst ve vicdanlı bir Ermeni, yaşanan gerçekleri teslim etmiştir. Ama emperyalistlerden ve memurlarından dürüstlük, gerçeğe sadakat, bilimsel namus ve vicdanî bir davranış beklemek, hâyâldir.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (2 Ekim 2005) İP İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı yaparak, Ermenistan’ın ilk başbakanı Kacaznuni’nin 1923 yılında Taşnak Partisi kongresine sunduğu raporu açıkladı. Perinçek özetle şunları belirtti:

KAÇAZNUNİ’NİN 1923’TE TAŞNAK PARTİSİ KONGRESİNE SUNDUĞU ÇARPICI RAPOR

İngiliz himayesindeki Ermenistan devleti kurulduğu zaman, 1918 Temmuz ayından 1919 Ağustos ayına kadar hükümeti yöneten, ilk başbakan Kaçaznuni, 1923 yılında Bükreş’te toplanan Taşnak Partisi Kongresi’ne sunduğu raporunda, şu saptamalarda bulunuyor:

- Savaştan önce ve savaş koşullarında Rus Çarlığına kayıtsız şartsız bağlandık.

- Emperyalistlerin önümüze koyduğu “Denizden denize Ermenistan” gibi hayali bir amacın peşine düştük.

- Silahlı gönüllü birlikleri oluşturmamız hataydı. - Terör eylemlerimiz batı kamuoyunu kazanmaya yönelikti.

- Karşılıklı Müslüman ve Ermeni kırımları oldu.

- Güç dengesi Türklerin lehineydi, macera yaptık.

- 1915 yılı yazında ve güzünde uygulanan tehcir (zorla göçettirme) Avrupa’lı diplomatların bize söz verdiği bağımsız Ermenistan hayalimizi suya düşürdü. Türkiye ne yaptığını çok iyi biliyordu. Bugün pişmanlık duyması için hiçbir neden yok.

- Sevr Antlaşması gözlerimizi kör etmişti. Türklerin anlaşma önerilerini reddederek vahim hata işledik. Sevr yerine, Türklerle anlaşsaydık, çok şey kazanırdık.

- İngilizler karşılıklı katliamları kışkırttı.

- Müslüman bölgelerinde düzeni sağlayacak idarî önlemler alamadık, silaha sarılmak zorunda kaldık, ordular gönderdik, yıktık ve katliamlar gerçekleştirdik.

- Türkler savunma güdüsüyle hareket ettiler.

- Övünülecek hiçbir işimiz yok. Kendi dışımızda suçlu aramayalım

- Evet, intihar etmeyi öneriyorum, Taşnak Partisi’nin artık yapacağı hiçbir şey yok. Partiyi dağıtalım. Bu kararı almazsak, bizi yıkım ve şerefsizlik bekliyor.

HERKES İÇİN İBRET BELGESİ

Bunlar, Ermenistan’ın ilk başbakanının sözleri. Olayları bizzat yaşamış, o dönemlerde Taşnak Partisi’nin liderliğini yapmış ve Ermeni hükümetini yönetmiş bir politikacının vicdan muhasebesi! Aynı zamanda kendi halkına borcu! Ve emperyalistlerin güdümünde, kendi halkının sırtından ikbal peşinde koşan herkes için bir ibret belgesi!

ERMENİSTAN BAŞBAKANI NE DİYOR SOROS’UN ÇOCUKLARI NE DİYOR

Soros’un çocukları, belge, belge diyorlardı, işte resmî belge!

Hem de Ermenistan hükümet başkanının resmî raporu!

Dahası Taşnak Partisi kongresine sunulmuş!

Bizim Sorosgillerimiz ne diyecek bu belgeye?

Onların Ermeni etkisinde veya Ermeni diasporasının (Yurtdışındaki Ermeniler) güdümünde olduklarını söylemek yanlıştır. Sorosgiller, doğrudan ABD tarafından yönetilmektedir. ABD devlet kurumlarının ve vakıflarının memurlarıdırlar. Sipariş üzerine parayla iş yapmaktadırlar. Kendilerini, beyinleriyle, vicdanlarıyla kiraya vermişlerdir.

Soros’un çocukları, devlet görevlileridir. Resmî tarihçi bile denemez onlara. ABD ve AB’nin resmî tarihçileri, hiçbir zaman, Türkiye’nin kurtuluş savaşını, “Anadolu’nun Türkler tarafından yeniden işgali” diyerek kendilerini rezil etmezler. Soros’un çocukları, ABD ve AB devletlerinin tarihçi olmayan, ama resmî memurlarıdırlar.

Dürüst ve vicdanlı bir Ermeni, yaşanan gerçekleri teslim eder. Ama emperyalistlerden ve memurlarından dürüstlük, gerçeğe sadakat, bilimsel namus ve vicdanî bir davranış beklemek, hâyâldir.

KAÇAZNUNİ’NİN RAPOR ÖZETİNİ BÜTÜN DÜNYAYA YAYALIM

İÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’in Rus arşivlerinde bularak özetlediği Kaçaznuni’nin raporunun özetini bütün dünyaya yayalım. Aydınlık’a 2 Ekim 2005 tarihli son sayısında bu raporu yayınladığı için yürekten teşekkür ediyoruz.

Ayrıca basın mensupları, araştırmacılar ve meraklı olanlar için, internetteki bilgi merkezlerinden Katchaznouni maddesine bakmalarını öneriyoruz. Raporun İngilizce çevirisinin bazı bölümleri internette bulunmaktadır.

KAÇAZNUNİ KİMDİR

1867 yılında Gürcistan’a bağlı Ahıska bölgesinde doğdu. Mimarlık eğitimi aldıktan sonra Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de mimar olarak çalıştı. Taşnak örgütüne Bakü’de katıldı. 1917’de Ermeni Ulusal Konseyi üyesi oldu. 1918’e kadar Kafkas Sefm’inde (parlamento) Taşnak temsilcisi olarak bulundu. Trabzon ve Batum’da Türklerle yapılan barış görüşmelerinde Ermeni delegasyonu içinde yer aldı. 1918 Temmuzunda bağımsız Ermenistan’ın ilk başbakanı oldu. 1919 Ağustosuna kadar bu görevde kaldı. 1920 yılında Bolşeviklerin gelmesi ve Ermenistan’da Sovyet yönetiminin kurulmasıyla tutuklandı. 1921 yılındaki karşıdevrimci ayaklanma sırasında kurtuldu ve ülkeyi terk etti. 1923 yılında Bükreş’te toplanan Taşnak kongresine Ermenilerin ağır sorumluluğunu kabul eden raporu sundu. Bu rapor, “Taşnaksütyun’un artık yapacak hiçbir şeyi kalmamıştır” başlığıyla kitapçık olarak da yayınlandı. Daha sonra Sovyet Ermenistan’ına döndü. 1938 yılında ölene kadar mimar olarak çalıştı.

#11 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 06 Ekim 2005 - 04:19

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Turan Özlü:
“Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Taşnak Sempozyumunu düzenleyenler Dolarla ve Avroyla Beslendiler”


TAYYİP ERDOĞAN, SOYKIRIM YALANCILARINA TOPLANTI YAPTIRIRKEN DOĞU PERİNÇEK, TÜRK MİLLETİ ADINA İSVİÇRE’DE ZAFER KAZANDI

İsviçre Savcılığı, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Lozan’da verdiği konferansta suç teşkil eden herhangi bir ifade bulamadığını belirtti. Yani “Ermeni soykırımı yoktur” demenin yasak ilan edildiği İsviçre’de yargı makamı, bu yasağın dayandığı yasayı yok saymış oldu. İsviçre devlet televizyonu olan SP1 kanalı, bu gelişmeyi haber bültenlerinde birinci haber olarak verdi ve “Perinçek, İsviçre’yi dize getirdi” ifadesini kullandı.

Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’nde soykırım yalancılarına toplantı yapma talimatı verirken; İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek milli hükümetin dış politikasını uygulamakta ve ülkemiz lehine sonuçlar almaktadır.

“SOYKIRIM VARDIR” DEDİRTME TOPLANTISI

25 Mayıs 2005 tarihinde yapılacak iken kamuoyundan gelen yoğun tepkiler üzerine ertelenen Taşnak Sempozyumu, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisinin dayatmalarıyla yeniden yapılıyor.

Bu toplantının adına bakarsanız bir tarih toplantısı görüntüsü verilmiştir. Ancak bu toplantının tarihle bir ilgisi yoktur. Bu toplantıları tarih merakı ile yapıyor değiller. Çünkü Ermeni soykırım iddiaları tarihin değil, doğrudan siyasetin bir konusudur.

Amerika’da, Avrupa’da, Almanya, Fransa vd. emperyalist ülkelerde bu konu parlamentoların ve hükümetlerin gündemindedir. Ardarda bu devletlerin parlamentolarında soykırım tasarıları kabul ediliyor. Parlamentolar akademik kurullar değildir. Kanun yapan yerlerdir ve o kanunlar, devletler tarafından uygulansın diye yapılır.

Amaç gizlenmiyor. Bu tasarılarda yazıyorlar, açıkça ilan ediyorlar. Amaç, Türkiye’nin 1915-22 tarihlerini kapsayan Milli Kurtuluş Savaşını mahkum etmek, Türkiye’yi soykırım suçlusu ilan etmek ve milli devleti yıkmak amacıyla müdahale zemini yaratmaktır.

Batı ülkelerinde kabul edilen sözde “Ermeni Soykırımı”na ilişkin bütün kararlar ve resmi raporlar şu tek cümle ile özetlenebilir: “Türkiye devleti soykırımla kurulmuştur” İşte Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumun amacı da budur. Amaç, emperyalist ülkelerin yalanlarını Türkiye’nin kendi içinden dillendirmektir. Türkiye, kendi içinden vurulmaktadır.

TARİH, EMPERYALİST ÜLKELERİN PARALARIYLA YENİDEN YAZILMAK İSTENİYOR

Söz konusu sempozyum, siparişle ve parayla yapılan ısmarlama bir toplantıdır. Düzenleyen üç üniversitenin ABD-AB ve Soros’la olan bağlantıları ve alınan milyonlarca dolar ve avro amacın bilimsel tartışma olmadığını açıkça göstermektedir. Tarih yeniden emperyalist ülkelerin paralarıyla yazılmak isteniyor. Bilim emperyalist amaçlara alet ediliyor ve Dolarla Avroyla yönlendiriliyor.

Bu sözüm ona tarihçiler Karen Fogg’un çocuklarıdır. Devşirilmişlerdir. Karen Fogg, “Türk tarihinin hakkından gelmek lazım” diyordu. İşte bu üniversitelere ve kişilere o görev verilmiştir.

Bu şekilde Türkiye’de bir “Ermeni lobisi” oluşturulmuştur ama bu aslında Amerikan ve AB lobisidir. Planlar Washington’da, Paris’te, Berlin’de yapılmaktadır. Türkiye’dekiler onların memurudur. Taner Akçam gibileri zaten doğrudan Alman istihbaratının memurları olarak görev yapmaktadırlar.

Ismarlama çalışmalar yapanlarla bir ekip kurulmuştur. Bunlar Dünyanın belli başlı merkezlerine taşınarak, kapı kapı dolaştırılmakta ve Türkiye’nin soykırım yaptığı yalanını yaymaktadırlar.

İşbirlikçi iktidarlar yıllardır “bu konuyu tarihçiler tartışsın” dediler. İşte tarihçiler tartışmaktadır! Açılan yolun vardığı yer bu toplantılardır.

Tayip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisi bu toplantının düzenlenmesi talimatını vererek hıyanet suçuna ortak olmuşlardır. Suç cezasız kalmayacaktır.

YÖK’E ÇAĞRI: BU TOPLANTIYI ENGELLEYİN,

Buradan YÖK Başkanlığı’na da bir çağrıda bulunuyoruz. Bu toplantıyı engelleyiniz. YÖK, 25 Mayıs tarihinde yaptığı duyuruda, önceki toplantıyı “talihsizlik” olarak nitelemiş ve “söz konusu toplantının bilimsel bir toplantı olmadığını” açıklamıştı. Bugün YÖK’ten beklenen her türlü yolla bu toplantıyı engellemesidir. Türkiye üniversiteleri ihanete ortak edilemez. Türkiye üniversitelerİ üzerlerine düşen bu lekeden kurtulmalıdır.

BOĞAZİÇİ REKTÖRÜ İSTİFA

Ermeni sempozyumunun düzenlenmesine öncülük eden ve sempozyuma ev sahipliği yapan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Soysal derhal istifa etmelidir. Bir devlet üniversitesinin başında Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nün yöneticisi olan biri bulunamaz.

23 EYLÜL SABAHI BİZ DE ORDA OLACAĞIZ

Soykırım yalancılarının düzenlediği bu toplantıya karşı gerçekleri haykırmak ve milletimizin tepkisini göstermek amacıyla, 23 Eylül sabahı İşçi Partisi olarak orada olacağız. Bütün yurttaşlarımızı, vatansever kitle örgütlerini Türkiye’nin sahipsiz olmadığını göstermek için 23 Eylül sabahı toplanmaya çağırıyoruz.

Soykırım Yalancılarının Toplantısına İzin Verilemez!

Türkiye Sahipsiz Değildir!

İhanet Cezasız Kalmayacaktır!

#12 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 06 Ekim 2005 - 04:24

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
Lozan’ın kaldırılması ve Türkiye sınırlarının değiştirilmesi yükümlülüğü altına girdiler


İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (5 Ekim 2005) İP İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı yaparak, Çerçeve Belgesi diye anılan, AB ile Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül arasındaki hizmet sözleşmesi konusundaki değerlendirmesini açıkladı. Perinçek özetle şunları belirtti:

ALTINA GİRİLEN YÜKÜMLÜLÜKLER

Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisi, AB ile yaptıkları Müzakere Çerçeve Belgesiyle şu yükümlülükleri üstlenmiş bulunuyorlar:

- LOZAN’A SON: Türkiye’nin AB üyeliği yükümlülüklerine uymayan bütün uluslararası antlaşmaların, bu arada Lozan’ın sona erdirilmesi.

- TÜRKİYE SINIRLARI YENİDEN ÇİZİLECEK: Türkiye’nin anlaşmazlık konusu olan bütün sınırlarının (Ermenistan, Kuzey Irak ve Ege sınırları) Uluslararası Adalet Divanı’nda yeniden çizilmesi.

- KIBRIS RUM KESİMİ TANINACAK: Ek Protokol’ün uygulanarak Kıbrıs Rum kesiminin tanınması, Kıbrıs Rum kesimi ile ekonomik ilişkilerin geliştirilip, KKTC ekonomisinin boğulması ve KKTC’nin ortadan kaldırılması.

- KÜRT VE ALEVİ AZINLIKLARIN KABULÜ: 2004 Ekimi’ndeki AB İlerleme Raporu’nda belirlenen sözde Kürt ve Alevi azınlıkların kabulü ve haklarının genişletilmesi.

- DIŞ POLİTİKADA AB GÜDÜMÜ: Türkiye’nin uluslararası örgütler ve üçüncü ülkelerle ilişkilerinin AB güdümüne teslimi.

- HALKIN YIKICI FAALİYETE TESLİM EDİLMESİ: “Sivil toplumlar arası diyalogun geliştirilmesi” yaftası altında, Türkiye halkının casus örgütlerine ve yıkıcı faaliyete teslim edilmesi.

- MİLLİ EKONOMİNİN TASFİYESİ: Özelleştirme, yabancı paranın giriş çıkışının serbestleştirilmesi, gümrüklerin kaldırılması, tarıma desteklerin kaldırılması, devletin küçültülmesi yönündeki serbest piyasa uygulamalarının tamamlanması, böylece millî ekonominin bütünüyle tasfiyesi.

- BEYLİKLER REJİMİ: Kamu yönetimi ve yargının AB dayatmalarına göre düzenlenmesi yönündeki reformların tamamlanması, Türkiye’nin etnik grup, mezhep ve cemaatler temelinde beyliklere bölünmesi ve milli devletin tasfiyesi.

- NÜKLEERSİZLEŞTİRME: İsrail gibi ülkelerin nükleer güç sahibi olduğu bölgede, Türkiye’nin nükleer araştırma vb çalışmalarının durdurulması.

- EGEMENLİĞİN KAYITSIZ ŞARTSIZ VE TOPTAN AB’YE DEVRİ: AB’nin Türkiye hakkındaki gelmiş geçmiş bütün düzenleme, karar ve hatta beyanlarının yerine getirilmesi, egemenliğin toptan sınırsız olarak AB makamlarına devri. Buna bağlı olarak Ermeni soykırımı suçunun kabulü, Fener Patriğinin evrenselleştirilmesi vb.

DİZGİNLER AB YÖNETİMİNE

Müzakere sürecinin açık olduğu, üyelik garantisi olmadığı açıkça belirtilmektedir. Böylece Türkiye yönetiminin boynuna bir ip geçirilmekte ve ipin ucu AB yönetimine verilmektedir.

PERSPEKTİF: KISITLI ÜYELİK, BAŞKA DEYİŞLE İMTİYAZLI ORTAKLIK

Müzakereler sonunda belirlenen ulaşılabilecek azami hedef, “derogasyonlar” dedikleri kayıtlarla “kısıtlı üyelik” olarak adlandırılabilir. Kısıtlılıkların başında, dolaşım özgürlüğü gelmektedir. Türkiye vatandaşları, Çerçeve Belgesi’ne göre, müzakerelerin olumlu sonuçlanmasından sonra da, AB sınırları içinde serbest dolaşamayacak, yani pasaport ve vizeyle seyahat devam edecektir. Kısıtlamalara, AB Komisyonu, yani AB Hükümeti karar verecektir.

“2014 MÜ DESEM 2024 MÜ DESEM, 2034 MÜ DESEM...”

Türkiye’nin kısıtlı üye olarak AB’ye katılması ise, Türkiye’nin bütün şartları kabulünden sonra, en iyimser olasılıkla 2014 sonrasında başlayacak “malî reformlar dönemi” sonrasına bırakılmıştır. Yani sonrasının sonrasına...

TÜRKİYE’NİN PARÇALANMASI VE SINIRLARININ YENİDEN ÇİZİLMESİ TAKVİMİ MÜZAKERE EDİLECEK

Müzakere sürecinde, Türkiye’nin önüne konan şartları AB ile görüşeceği havası yaratılmaktadır. Artık görüşülecek bir şey yoktur. Şartlar belirlenmiş ve çerçeve belgesinde kabul edilen yükümlülüklerin altına girilmiştir. Müzakere edilecek olan konu, bu yükümlülüklerin hangi sırayla ve nasıl yerine getirileceğidir. Yani müzakerelerde, Lozan Antlaşmasının belli hükümlerinin “sona erdirilmesi”nden Türkiye’nin “ihtilaflı sınırları”nın yeniden çizilmesine kadar kabul edilmiş olan yükümlülüklerin takvimi konuşulacak ve Türkiye halkının bu şartlara nasıl boyun eğdirileceğinin planları yapılacaktır.

AB DAYATMALARININ ARKASINDA ABD VAR

Türkiye’nin hakim güçleri, Türkiye’ye yöneltilen dayatmaların arkasında ABD olduğunu gizlemektedirler. Oysa ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin 15 Eylül 2005 günü kabul ettiği Ermeni Soykırımını Tanıma Kararı’nda, AB’nin öne sürdüğü bütün şartların Türkiye tarafından yerine getirilmesi istenmektedir. ABD kararı, Ermeni soykırımı konusunda olduğu halde, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkında aldığı kararları tek tek saymış ve Türkiye’nin bu şartları kabule “zorlanması” gerektiğini ilan etmiştir. Uygulama da bu yöndedir.

TÜRKİYE’NİN LOKMA LOKMA YUTULMASI VE HAZMEDİLMESİ SÜRECİ

Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin başlattığı bu müzakere süreci, Çerçeve Belgesi’nde de açıkça belirtildiği gibi, AB’nin Türkiye’yi hazmetmesi süreci olarak belirlenmiştir. Ne var ki, Türkiye’nin toptan yutulmasının mümkün olmadığı görülerek, öncelikle azınlıklara parçalanması ve sınırlarının yeniden çizilmesi öngörülmektedir.

YÖNETİMİN BURNUNA TAKILAN KANCA

Çerçeve Belgesi’ne göre, müzakere süreci boyunca, yönetimin altına girdiği taahhütleri ne dereceye kadar yerine getirdiği, İlerleme Raporlarıyla sürekli izlenecek ve denetlenecektir. Bu değerlendirmelere göre, görüşmeler AB tarafından askıya alınabilecektir. Müzakerelerin ucu açıktır.

BU BİR HİZMET SÖZLEŞMESİDİR

Müzakere Çerçeve Belgesi, bir Hizmet Sözleşmesidir. Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisi, ABD ve AB’ye yapacakları hizmetlerin yükümlülüğü altına girmişlerdir. Çerçeve Belgesi’nin hukuki açıdan bir kagıt parçasından fazla değeri yoktur. Bu belge, yalnız ve yalnız Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül’ün şahıslarını bağlamaktadır; Türkiye’yi bağlamaz. Çünkü bu Belge, ne hükümet tarafından kabul edilmiştir, ne Meclis’ten geçmiştir, ne de Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmıştır.

AB ADAY ÜYELİĞİNE DERHAL SON VERECEK GÜMRÜK BİRLİĞİ’NDEN DERHAL ÇEKİLECEĞİZ

Kurtuluş Savaşı’yla ve bir devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan’da kabul ettirilmiş temellerinin yıkılması, millî birliğimizin parçalanması, sınırlarımızın değiştirilmesi için yükümlülükler altına girilmiş ve kişisel imzalar atılmıştır. Bu eylemler, TCK’da suç olarak tanımlanmıştır ve en ağır cezaları gerektirmektedir.

İşçi Partisi önderliğinde kurulacak millî hükümet, bu parçalanma ve yıkım sürecine son verecek, AB aday üyeliğinden ve AB ile Gümrük Birliği Antlaşması’ndan derhal çekilecektir.

#13 xmhlx

xmhlx

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 27 İletiler:

Gönderi Tarihi: 12 Ekim 2005 - 21:55

Politika-siyaset yazılan yerde tabiki siyaset konuşulur ama bu arkadaşların yaptığı şey işci partisini(bu partiyle bi sorunum yok yanlış anlaşılmasın) siyasi propagandasını burda yapmaları.Bunu yapan başka bi partilide olsa onlara da aynı tepkiler gelirdi.
İnternet üzerinden reklam yapmaya ihtiyaç duyuorlarsa açsınlar kendilerine bir portal,forum kursunlar,maillist oluştursunlar.İstediklerini yapsınlar.

#14 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 28 Ekim 2005 - 17:25

Degerli forum katilimcisi,

Eger bu forumda politika yazilip tartisilmayacaksa, o zaman forum yöneticisi
bu forumdaki POLITIKA-SIYASET bölumunu kaldirmalidir, sanirim bunu demek
istiyorsunuz... Kaldiki hayatimizin her saniyesi " politika" dir, bunu tekrar
etmeye saniyorum gerek yok...

Selam, hurmetler



Cevap ekle