İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


Resim

Özelleştirmeler, ulusal ekonominin katliam tarihidir.


Bu başlığa 1 cevap verilmiş

#1 mehmetakkaya

mehmetakkaya

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 3 İletiler:

Gönderi Tarihi: 30 Kasım 2006 - 12:13

Özelleştirmeler, ulusal ekonominin katliam tarihidir.


Katliamın sorumluları
Özelleştirmenin tarihi, aynı zamanda ulusal ekonominin katliam tarihidir. Katliam kelimesi bilinerek seçilmiştir ve abartı yoktur. Fabrikaları elden çıkarmak uğruna, o alanda devletin hiçbir fabrikasının kalmaması ya da kapanması pahasına, satılan kurumların üzerine dev tesislerin eşantiyon verilmesi şeklinde ve mahkemelerin yüzlerce sayıyı bulan kararlarına rağmen katliamdır.

Özelleştirmeciler için, satın alanların yabancı istihbarat örgütü olduğu ya da satılmak istenen kurumun ulusal ve askeri güvenlik bakımından önemi yoktur. Bu satışlar sırasında ne kadar rüşvetin döndüğü, satanların, satın alanların kurumlarında hangi ödüllü görevlere getirildiği, satışların adeta soygun gibi yapıldığı gözlerden kaçırılmaya çalışılmıştır. Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Denetleme Kurumu gibi kurumların raporlarında bu soygun ve peşkeş, tarihe devlet belgeleriyle geçmiştir.

Mahkeme kararları hiçe sayılmıştır. Hem de yüzlercesi. Mahkeme kararlarının önemi olmadığına dair hükümet kararları alınmış ve hukuk katledilmiştir. 1991 den bu yana, yani tam 15 yıldır, Anayasa, mahkeme kararları ve hukuk devleti, bizzat hükümetteki özelleştirmeci partiler tarafından ayaklar altına alınmıştır. 1991’den bu yana, mahkemelerin “bu kurum için yaptığınız özelleştirme yasal değil, bu özelleştirme yok sayılmıştır” demesine rağmen, hükümet destekli işgalciler, onlarca kurumda, tam 15 yıldır işgallerini sürdürmektedir.

Peki kim bunun sorumlusu?
Bakın 1978’den beri hükümette olanlara. Göreceksiniz onları. ANAP, DYP, SHP, CHP, DSP, MHP, Refah Partisi, AKP… Hiçbirinin umurunda olmamıştır bu ulusal uyarılar, mahkeme kararları. Hepsi de mahkemeleri hiçe saymış, hukuku katletmiş, ulusal ekonominin tavsiyesinde ve Cumhuriyet ekonomisinden intikam almada kendilerine verilen rolü yerine getirmiştir. Hepsi AB’ci, hepsinin programı özelleştirmeci ve hepside devletin küçülmesini, ekonomiden elini çekmesini savunmaktadır. Zaman zaman da özelleştirmeye karşı mücadele eden işçilerin yanında da boy göstermiş, timsah gözyaşları dökmüşlerdir. Bunları iyi tanımak ve bu katliamdaki rollerini tarihe not etmek şarttır. Zira yaşanan, üzerinden atlanamayacak önemde ulusal bir yıkımdır.

Özelleştirmeye karşı sürdürülen mücadelede sendikalar arası dayanışmayı sağlama görevi bulunan konfederasyonlar, bu görevi yapmadıkları gibi, 15 yıldır bu mahkeme kararlarını görmezden gelmişlerdir. ORÜS’lerden başlayarak ERDEMİR’e kadar, Sendikalar mahkeme kararlarını Konfederasyon yönetimlerinin önüne koymalarına rağmen, Türk-İş, DİSK ve Hak-İş’in kılı kıpırdamamıştır.


“Şartımız yok, yeter ki satın”

Mart 2005 tarihinde AKP 4046 sayılı Özelleştirme yasasında bir değişikli yaparak, kamu kurumlarının önkoşulsuz satışını kolaylaştırıyor. Değişiklikte, satılan kurumlar için tekliflerden “teknoloji, yatırım, üretim ve istihdam şartlarının aranması” hükmü kaldırılarak, bunlardan hangisinin isteneceğini Özelleştirme Yüksek Kurulunun inisiyatifine bırakıyor. Yetmiyormuş gibi, satın alan firmanın, aldığının tamamını veya bir kısmını başka bir firmaya satmasına olanak tanınıyor. Yine yasanın 16. maddesindeki, “mal ve hizmet piyasalarının işleyişine, ekonomik gereklere, ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının korunması” bölümü çıkarılarak, alan firmanın ürettiği mal üzerindeki bütün denetim ortadan kaldırılıyor.

Özelleştirilen kuruma kilit vuruluyor.
26 Mayıs 2005 tarihli tespitlere göre, özelleştirilen 188 kuruluşun % 45’inin kapısına kilit vuruldu. Bursa Soğuk Depoculuk, Ansan Ankara Meşrubat, Meysu, Niğde Meyve Suları, KÖYTAŞ Tarım makineları fabrikaları ile Sümerbank, Çinkur ve Etibank tasfiye edildi.

ORÜS’e bağlı Düzce, Pazarköy, Ulupınar, Bafra, Antalya, Bartın, Demirköy, Şavşat, Ayancık Fabrikaları, SEK’in Afyon, Bayburt, Çanakkale, Erzincan, Havsa, Sinop, Burdur, Muş, Adilcevaz, Aksaray, Elazığ, Bolu, Diyarbakır, Kastamonu, Giresun, Dalaman, Yatağan, Afyon İşletmeleri, Sümer Holdinge bağlı Adana, Erzincan, Şanlıurfa, Denizli, Bakırköy, Çanakkale, Beykoz Fabrikaları, TESTAŞ Aydın Tesisleri, TZD Manisa Kükürt İşletmesi, TZD Sakarya Traktör İşletmesi, Güneysu, KÜMAŞ, Gümüşhane Çimento, SEKA Akkuş İşletmesi ve Yarımca Porselen Fabrikalarının kapılarına kilit vuruldu.

GERKONSAN, Eti Krom, Eti Elektrometalurji, SEKA’ya ait Aksu, Kastamonu ve Karacasu İşletmeleri ile TAKSAN’ın faaliyetlerine devam koşulu olarak tanınan süre 2006 yılında dolmaktadır. Bu fabrikalarımız da 2007 yılında kilit vurulanlar arasına katılacaktır.


Mahkemelerin özelleştirmelerini iptal ettiği yerler;
*16 adet ORÜS işletmesi için toplam 90 dava açılmış. Ağaç-İş ve Kigem’in çabalarıyla yürüyen bu davalar sonunda 16 işletme hakkında yürütmeyi durdurma ve iptal kararları çıkıyor. İlk özelleştirme saldırılarının yaşandığı ORÜS’ler için AĞAÇ-İŞ Sendikasının çabaları diğer sendikalar ve Konfederasyon tarafından görmezden gelindi. Mahkemelerin özelleştirmeleri iptal kararları Konfederasyonun yöneticilerinin önüne konmasına rağmen 1991 den beri Türk-İş Yöneticilerinin bir çabasına rastlanmadı. Bugün bunlardan sadece biri ayakta. Diğer 15’i alanlar tarafından kapatıldı.

*Fransızlara satılan 5 adet Çimento fabrikası, mahkeme kararlarına rağmen 1991 tarihinden beri Fransız işgali altındadır. 1991 den beri yine Türk-İş yöneticileri sessizliğini korumaktadır.

*PETLAS mahkeme kararına rağmen Kombassan’ın işgalindeyken, başka bir firmaya satılmıştır.

*SEKA Balıkesir İşletmesi, 7 ayrı mahkeme kararına rağmen, 2003 tarihinden beri AKP yandaşı Albayrak grubunun işgali altındadır. Danıştay, mahkeme kararlarını uygulamayarak SEKA Balıkesir işletmesini kamuya geri almayan Özelleştirme idaresi başkanının yargılanmasına karar verdi. Buna rağmen işgal sürmektedir.

*HAVAŞ’ın ihale günlerinde işçiler grevdedir. Özelleştirmenin iptali ve talep ettikleri hakların kabulü için Ankara’ya yürürler. 14 gün boyunca Ankara’da direnirler. “DİSK ve TÜRK-İŞ’e bağlı bazı sendikaların, TMMOB’nin desteği ile sürdürülen bu eylemler sırasında en büyük saldırı TÜRK-İŞ ‘in yönetiminden geldi. HAVAŞ İşçilerinin barınmak için gittikleri TÜRK - İŞ eğitim salonundan, bakanlarla görüşmek için ayrılınca, Türk-İş Başkanı Bayram Meral’in emniyete ve valiliğe bizzat yaptığı başvuru üzerine, polis zoruyla tekrar TÜRK-İŞ’e sokulmazlar ve sokağa atılırlar.”(“HAVAŞ’ta Grev ve Özelleştirme” başlıklı rapor.)
HAVAŞ için 45-50 milyon dolar tekliflerin verildiği basında yer almasına karşın, 14 milyon doları peşin , kalanı 2 yıl vadeli olmak üzere toplam 36 milyon dolara satıldı.

HAVAŞ’I satan DYP-CHP iktidarının ÖYK Başkanı Tezcan Yaramancı satın alan Park Holding’te dolgun bir maaşla işe başlamış ve 1900 işçi işten atılmıştır. Mahkeme kararına rağmen Park Holding, artık kendisine ait olmayan HAVAŞ’taki hissesinin %70 ini 2005 yılında TAV isimli başka bir firmaya satabilmiştir. İşgalci başka birine işgal ettirmektedir.

*SÜMER HOLDİNG’e bağlı 14 işletme hakkında özelleştirmenin iptali kararı çıkmış. Buna rağmen işgalcilerin çabalarıyla bu fabrikaların büyük kısmı kapanmıştır. Cumhuriyet ve Ulusal ekonomi kavramları ile özdeş hale gelen SÜMERBANK’tan intikam alınmakta, ismi bile tarihten silinmektedir.

*Giresun, Hopa, Tekirdağ, Rize, Sinop ve Tekirdağ limanları, mahkemelerin özelleştirmelerini iptaline rağmen, örneğin Rize Limanındaki bir olaydan ötürü orayı satın alan Park Holding yetkililerine, yerel mahkemenin “siz kimsiniz, buradaki varlığınız yasal değil ve bu davanın tarafı alamazsınız” demesine rağmen, bu limanlardaki işgal sürmektedir.

*TÜPRAŞ’taki AKP hükümeti tarafından verilen hissenin şaibesi ayyuka çıkan OFER tarafından, Petrol-İş in açtığı bütün davaların bu hisseleri ve özelleştirmeyi iptal etmesine rağmen OFER’in işgali sürüyor.

*ERDEMİR için Makine Mühendisleri Odası’nın açtığı iki dava sonucu iki kararda da özelleştirme iptal edilmiş olmasına rağmen, Türkiye’nin en büyük Demir Çelik Fabrikası olan ERDEMİR’le beraber, İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Divriği ve Hekimhan Demir Madenleri, Kırıkkale Dikişsiz Çelik Boru Fabrikası, Ereğli ve İskenderun Limanları alıcı OYAK’ın işgali altınadır. OYAK gibi ordu ile bağlantısı bilinen bir kurumun bile hukuku ayaklar altına alan bu tutumu, hükümetin ve diğer işgalcilerin ekmeğine yağ sürmektedir. Kaldı ki, AKP’nin ERDEMİR Bloğunun bir bölümünü yabancılara satmak için yaptığı girişimler de sürmektedir.

*Türkiye’nin kamudaki tek alüminyum fabrikası olan Seydişehir Alüminyum Tesisleri, üzerine hediye edilen Alüminyum madeni, Oymapınar Barajı ve Antalya Limanı ile, 2006 Haziran ayındaki mahkemenin özelleştirmeyi iptal etmesinin ardından aylar geçmiş olmasına rağmen, önce ANAP, şimdi de AKP’ye yakınlığı bilinen CE-KA Şirketinin işgali altındadır.

*Eti Bakır İşletmesini alan CE-KA, özelleştirildikten sonra işçileri işten atmış ve sendikanın yetkisinin düşmesi için büyük saldırı yapmıştı. T.Maden-İş sendikasının açtığı dava ile özelleştirme iptal edilmiş, buna rağmen, CE-KA işgalciliğine yeni ortaklar kazanarak, işletmeyi taşeronlara vermiştir. Taşeronların ve işverenin işgüvenliğini hiçe sayan gözü doymaz yönetimleri sonucu 17 işçi göçük altında kalarak hayatını kaybetti. İşgal ve cinayetler, hukuka rağmen Eti Bakır’da sürmüştür.

Özelleştirmeci Hükümetlerin hukuk katli
ANAP’ın Fransızlara sattığı 5 çimento fabrikasının özelleştirilmesinin iptali hakkında açılan davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verir. O dönemde iktidarda olarn Demirel İnönü Hükümeti bu iptal kararına uymazlar. Uymamakla da kalmazlar, 1990 tarihindeki Yüksek Planlama kurulunun kararını dayanak kabul ederek 27 Nisan 1992 tarihinde, “mahkeme kararlarının ileriye ve geriye dönük işlem tesisine hukuken olanak olmadığı” şeklinde Bakanlar kurulu Prensip Kararı alırlar. Yani mahkemenin iptal kararını hiçe sayan ve mahkeme kararının uygulanamayacağını ilan eden bir hükümet kararı. Karara Başbakan Vekili olarak Erdal İnönü imza atmıştır.

Hükümetin aldığı bu hukuku çiğneyen kararı, 1997 yılına kadar mahkeme kararlarının uygulanmamasında referans teşkil etmiştir. Daha sonra gelen özelleştirmeci partiler de bu karara sığınmış ve hukukun katli devam etmiştir.

ANASOL-D-C (ANAP-DSP-DYP ile CHP’nin dışarıdan desteklediği) hükümeti, bu kez Bakanlar Kurulu kararına da gerek görmeden, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı alarak “yargı kararlarının bu kuruluşların devir tesliminden sonra gelmesi nedeniyle uygulanamayacağı” şeklinde karar alırlar. 6 Aralık 1997 gün ve 97/66 sayılı bu kararı alan Özelleştirme Yüksek Kurulunun üyeleri şunlardır: Mesut Yılmaz (Başbakan), Bülent Ecevit (Başbakan Yardımcısı), Güneş Taner (Devlet Bakanı), Işın Çelebi (Devlet Bakanı), Zekeriya Temizel (Maliye Bakanı), Yalım Erez ( Sanayi ve Ticaret Bakanı).

Danıştay Hükümetleri azarlıyor.
Çimento Fabrikaları ve USAŞ hakkındaki mahkeme kararlarının uygulanmaması üzerine Barolar Birliğinin açtığı dava hakkında Danıştay 10. Dairesi, E:2002/4061, K:2004/5219 sayılı kararında şöyle diyor:
“Anayasanın ve 2577 sayılı yasanın… hükümleri ile ortaya konulan hukuki durum karşısında, ilgili mercilerce uygulanması asli olup, bu yoldaki hukuki işlemleri de yine merciler tarafından hukuk kuralları çerçevesinde yapılması hukuka bağlı bir devlet ilkesidir

“Hal böyle iken, Bakanlar Kurulunun iptali istenen, 27. 04. 1992 tarihli kararı ile bu kararda sözü edilen, kesinleşmiş yargı kararlarının uygulanmamasını öngörür nitelikte bir prensip kararı alınması açıkça hukuka aykırı bulunmaktadır.
“…Bu sebeple, iptal hükmü idareye, iptal edilen tasarruftan, buna dayanan ve bağlı olan tüm tasarruflardan doğan sonuçları ortadan kaldırarak, bu işlemler hiç tesis edilmemiş gibi eski durumu tamamen tesis ve idame etme görevini yüklemektedir. İdare bu görevi hiçbir sebep ve bahane ile yerine getirmekten kaçınamaz”.

Danıştay’ın bu, “hukuka uymak zorundasınız” uyarısına rağmen, yukarıda adı geçen kurumlardaki işgaller sürmektedir.

Yıllarca “biz iyi özelleştirmenin karşısında değiliz” diyerek özelleştirmelere destek veren, mücadele eden sendikaları yalnız bırakan Türk-İş yönetimi, nihayet işçiler tarafından özelleştirmelerin ne olduğu anlaşıldıktan, özelleştirmelerin vatanı satmak olduğu artık çıplak bir gerçek haline geldikten sonra karşı çıkmaya başladı.

Satılan vatanın parçası ise, Telekom, Tüpraş, Erdemir, SEKA, HAVAŞ, Çimento Fabrikaları eğer vatansa, bu vatana sahip çıkmak için bir fırsat daha vardır. Mahkeme kararlarının uygulanması için hükümete baskı yapmak, savcıları harekete geçirmek, ve toplumu yargı ile desteklenmiş bir davada birleştirmek.
Bu tarihi fırsattır. Bu fırsat tepilemez.

Ve hukukun katledicilerinin yanına, yaptıkları kar bırakılamaz.


Mehmet Akkaya
İşçi Partisi
Sendika Bürosu Başkanı


#2 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 01 Aralık 2006 - 12:44

Bu guzel yazilari burada okuyucunun hizmetine sundugunuz icin sagolun, var olun.....



Cevap ekle