İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


Resim

Uyanış “18 MART 1915 Çanakkale Destanı Anısına”


Bu başlığa 4 cevap verilmiş

#1 metingökçe

metingökçe

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 4 İletiler:

Gönderi Tarihi: 28 Eylül 2006 - 11:12

UYANIŞ


“18 MART 1915 Çanakkale Destanı Anısına”


Değişen üretim biçimine, bir çok nedenle ayak uyduramayan Osmanlı İmparatorluğu; kapitalizmin pazar paylaşım savaşlarında pazar konumunda kalmıştı. Doğru olmayan düşünsel akımlar, çöküşü hızlandırmış, fikirsel üretimin kısırlığı çareleri tüketmişti.
1915’in Mart’ında artık Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbine hançer saplamaya gelen kapitalizmin ordularını Çanakkale’de Mustafa Kemal ATATÜRK komutasında Vatan için ölme emrini seve seve alacak, Türk Ordusu bekliyordu. İşgal ordularının ilk top atışlarında silahlarını bırakıp kaçacak dedikleri, onları bekleyen bu şanlı ordu; Acun tarihinin gidişini değiştirecek, mazlumların ışığı olacak yurt savunmasını 18 Mart 1915 tarihinde başlattığında herkes bilmeliydi ki Acun ayaktaydı, sonuçları iktidarlar yıkacaktı, iktidarlar kuracaktı. Bu Vatanın Kartalları ayağa kalkmış kılıcını çekmişti, Türk evlatlarına çektiği kılıcı kullanmadan kınına sokmak yakışmazdı, yapmazdı da, yapmadı… Konuşulmasını bile insanlığımıza yediremediğimiz kahpelikleri yapan kapitalist ülkeler ve ***** yerli işbirlikçileri, bilesiniz ki; 18 Mart 1915’ de yediğiniz tokadın sesi AY’da YILDIZ’larda yankılandı. Biz bu Ataların torunları olan Türk gençliği olarak diyoruz ki; Sevr’i aklınızdan bile geçirmeyiniz, geçirirseniz bu ülkenin 70 milyon evladı var, sizi bekleriz, geldiğiniz gibi göndeririz, Acun tarihinde bize yeni şehitlikler, Acun’a da yeni yol göstericiliğimizi armağan etmiş olursunuz.
Ey bizi bilmez, kendi gibi sanan el oğulları!...
“Bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirsiniz. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerini zaptetmiş, bütün tersanelerine girmiş, memleketin her köşesini bilfiil işgal etmiş olabilirsiniz. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir’’. Bilesiniz ki Türk İstikbali’nin evlatları bizler, sizin uyutmaya çalışmanızın aksine UYANIYORUZ; bu ahval ve şerâit içinde dahi Türk İstiklali ve Cumhuriyeti için kanımızın son damlasına kadar savaşırız, Türk İstiklaline ve Cumhuriyetine kastetmiş olanları öldüremezsek bile, uğruna ölmeyi biliriz. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
Şimdi yirmi birinci yüzyıldaki Emperyalistlere şunu yineliyoruz, elimizden her şeyimizi tüm kahpeliğinizle masa üstünde almış olabilirsiniz, yerli işbirlikçiler yaratmış olabilirsiniz, size söyleyeceğimiz şudur; Ergenekon Kartallarının tokadı yüzünüze yaklaşmaktadır. Çünkü birinci vazifemizi hiç unutmadık; Türk İstikbalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğiz, fethettiğinizi düşündüğünüz tüm kalelerimizi başınıza geçireceğiz, sanmayınız ki bir daha Çanakkale olmayacak.
Sanmayınız ki Çanakkale Savaşı’ndaki Atasının kalbi üzerinde duran, Atasını koruyan saati Alman aile Soudus’lara kaptırdık. Onu da geri alacağız, yitirtmeye çalıştığınız tarih bilincimizi de geri alacağız. Nefret ettiğiniz Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ümüzün izini de yeniden keşfedeceğiz ve bir daha yitirmeyeceğiz, O’nun temel ve bütünleyici ilkelerini yurdumuzun her köyüne yayacağız, sokaktaki her çocuğumuza Atamızı, tarihimizi ve sizi anlatacağız.
Sanmayınız ki biz kolay lokmayız, zor oyununuzu bozacaktır, Türk ordusu sizin ordularınıza benzemez, hamburger istemez, tayın istemez, vatan için verecek ve alacak can ister, başında esirlere tecavüz edecek komutan değil, ölmeyi emredecek komutan ister. Bunu yaşayacaksınız, tarihte olduğu gibi yine göreceksiniz.
Şunu unutmayın!
Tohumları insan düşmanlığı üzerine oluşanlar! Bu Acunda Türkler vardır, sabırlıdır, ayağa kalkarlarsa da sonuna dek savaşmayı bilirler, bunu yaparken çocuklar gibi şen ölmeyi de bilirler.
Şunu unutmayın!
Siz sudan sebeplerle düşman gösterdiğiniz ülkenin 100 bin bebesini hastalıktan öldürürsünüz! Ergenekon’dan çıkan Türk Kartalların çocukları bizler ise, Çanakkale’de ülkemizi işgale gelip ölen, Çanakkale’de yatan düşman askerlerinin annelerine mektup yazarız; ‘Üzülmeyin artık bağrımızda yatan çocuklarınız bizim çocuklarımızdır’.
Bizim dostluğumuz da asildir, düşmanlığımız da… bu asalet bize KANIMIZdan gelir.
Ve son söz olarak bilesiniz ki; tarihte olduğu gibi Türk Kartalları olarak, ZİRVELERE uçmaya devam edeceğiz, siz de bizi seyretmeye…
Sanmayın bu yazı nefret ve kinle yazıldı, tarihimizde nefret ve kine yer vermedik. Biz yine de her şeyi seviyoruz YARADAN’dan ötürü ve de siz ve sizin gibilerin varlığı sayesinde gerçek tarihi yazabiliyoruz.


Mehmet Refik YÜCEL

SIRYAD Fahri Başkanı
DİİD Fahri Başkanı
DDDSK Fahri Başkanı

mehmetrefikyucel@yahoo.com

www.siryad.org.tr
www.dogainsanisbirligidernegi.org.tr
www.ddsk.org.tr



#2 metingökçe

metingökçe

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 4 İletiler:

Gönderi Tarihi: 09 Ekim 2006 - 20:19

YÜRÜYÜŞ


“19 MAYIS 1919 Samsun’a Çıkış Anısına”


Cesaretini yitirmiş, esaretinin taslaklarını hazırlayan, kapitülasyon yorgunu Osmanlı İmparatorluğu’nun işgal altına, neredeyse gönüllü girmiş yöneticileri; İstanbul’un yaşadığı karanlık aylardan biri olan mayıs ayında, 16 MAYIS 1919’da yola çıkan Güneş Çocuğu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, Anadolu’da, Türk Ulusu’nun üzerine, bir Güneş gibi doğacağını bilemiyordu. Kapitalist güçlerin pazar paylaşımı ve tarihsel korkuları nedeniyle parçaladıkları Osmanlı İmparatorluğu’nu Anka Kuşu, Türk Ulusu’nun iradesini kendi iradesi, Türk Ulusu’nun cesaretini kendi cesareti yapan Güneşin Oğlu Mustafa Kemal ATATÜRK, delalet, hıyanet ve aciz içindekileri İstanbul’da bırakarak, Samsun’a çıkıyordu. O biliyordu ki; İstanbul’un aracılık ettiği, İngiliz kaynaklı 14 büyük iç isyana rağmen, Ergenekon Kartalları’nın pençeleri; çağdaş görünümlü barbar işgalcilere ve insanlığa alçalmayı öğreten yerli işbirlikçilerine tırnaklarını geçirecekti.
Yaradan, tarihi boyunca insanlığın en yüce değerlerini bir ulusun yaşayabileceği en saflıkta yaşayan Türkleri, 19 Mayıs 1919 gününde, adeta azizleştirdi, “Ey oğul Mustafa Kemal ATATÜRK! Türk Ulusu’nu layık olduğu ‘muasır medeniyetler’ seviyesine yükselt! Türkleri devletsiz bırakma!” buyurdu. Tengri Dağları’nı mekan yapan ve diğer uluslara, insanlıkta olması gereken tüm erdemleri gösteren, Ergenekon’dan kopup gelen Türkler; Güneş saçlı, Deniz gözlü kahramanlarının peşinde ölmeye gideceklerdi, her dörtten biri şehit ya da yaralı olacaktı, ne gam, Yaradan Türklere esareti değil, cesareti öğretmişti.
Ey Tengri Dağları! Sana nöbetçi boylarımızı bıraktık, şu an zirvelerinde kimi görürsen gör, biz yine geleceğiz, eski günlerimizi sana özletmeyeceğiz. Ey Ergenekon! Bize ana yurtluk ettin, arka taşımızsın, seni yine şenlendireceğiz. Tengri buyruğuyla bağrında ağırladığın Türkler, yeryüzünün her yerinde özgürlüğün, adaletin, ezilenlerin koruyucusu olacak, insanlığın en yüce değerleri ile anılacaktır. Yeryüzünün en şanlı tarihini başlatan gün, Yeryüzünü değiştiren tarih olan, 19 Mayıs 1919’da tomurcuk açtı, açmaya devam ediyor, ileride daha da açacak ve Anadır Dağları’nda atlarımızı koşturacak, Kamçatka yarımadasına boylarımızı göndereceğiz. Adı Mustafa Kemal ATATÜRK olan Güneş’in sarı saçları, Denizlerin mavi gözleri, bunları öngördü, 19 Mayıs bunlar için var oldu, Anadolu, Ergenekon gibi, kutlu Türkleri bunun için ağırladı.
Anadolu’yu bize yakıştıramayan karanlıklar; dün işbirlikçi hainlere camilerde “Kurtuluş Savaşı’nda ölenler Cehenneme gider” diye hutbe verdirmeniz işe yaramadı, bu gün de “19 Mayısı kutlayanlar Cehenneme gider” diye bildiri dağıttırmanız işe yaramayacaktır, Sevr’i uygulamayı düşünmeyin bile, çünkü YÜRÜYÜŞE başladık, bırakın Anadolu’yu, sıra hiç unutamadığımız ana yurdumuza geldi, bir Ağustos ayında, Tengri Dağları’nın doruklarında kar suyu içeceğiz.
Ey Anadolu! Güzel Anadolu, insanlığın en Yücelerinden birinin önderliğinde en Yüce Ulusu ağırladın, onların sancağını düşürmediğini gördün, Türk Kartallarının bağımsızlıkları uğruna, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla şehitliklerini, Anaların top gülleleri taşıdığını gördün. Sen de her Türk’ün bastığı toprağı kutsal yaptığına, kanıyla suladığına, canıyla savunduğuna, bu toprakların savaşçı Ana dolu olduğuna tanık oldun. Kılıcıyla yenilmeyenlerin, kahpeliklerle, hainlerle, işbirlikçilerle, PİYON Sivil Toplum Örgütleriyle yıkılacağını sananlar, canlarını vereceklerdir, Anadolu buna da tanıklık edecektir.
Ohotsk’ta balık tutacak, Bering’ten Amerika kıtasına geçecek, soykırıma uğrayan kardeşlerimizle buluşacağız, Yeryüzünde soyunu kıra kıra bitiremediğiniz, her coğrafyada soykırım uyguladığınız Türklerin, bundan sonra, beşikten itibaren, kefen bezi döşekleri olacaktır. Yeryüzünde, soluk alan her Türk, adaletin silahı olacak, karanlık güçlerin sonunu hazırlayacaktır. Geleceğimizde var olanı bize; Gök gözlü, Güneş saçlı, Su gibi duru, bu Toprakların insanı, gerçek Türk, Mustafa Kemal ATATÜRK anımsattı. Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla insanlığa hizmetin eri olmuş Türkler, tarihte din, dil, ırk ayrımı gözetmeden gücü yettiğince tüm ezilen halkların yanında oldu, tüm azınlıkları hiçbir dayatmada bulunmadan şemsiyesi altında adalet içinde yönetti. Güneş, Kamçatka’da Türklerin üzerinde batarken, Avrupa’nın ortasında Türklerin üzerinde doğacaktır, bu Ulusun üzerinde hiç batmayacaktır, Türkler bunu hak etmektedir. Tarihleri yaptıkları soykırımlarla kirlenmiş ulusların sahte soykırım savları bizi karalayamaz, yurt içindeki işbirlikçileri bu yurdun çocuğu olamaz.
19 Mayıs 1919 ruhu bizde devam etmektedir, edecektir, bilin! Titreyin! Bacaklarınızın dermanı kesilsin! Soluklarınızı tutun! Tutun ki yurtta ve yurtdışında yeriniz belli olmasın, yoksa boynunuzu koparmanın zamanıdır.
Anadolu’nun son Fatihi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün devrimlerini ve ilkelerini; açık düşmanlarından olduğu kadar, hatta daha da tehlikeli olan gizli düşmanlarından koruyacak anlayışı hiç terk etmedik. Ulu Önderin adını, karşı çıkarak ya da yandaş olarak kullanıp , siyasal amaçlarını gerçekleştirmeye çalışanlar yakın tarihimizde hep var oldular, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter, laik yapısını ve Bilge Mustafa Kemal ATATÜRK’ün devrimlerini, ilkelerini dinamitlemeye devam etmektedirler. O’nun devrimlerini, ilkelerini anlamak, anlayabilmek, O’nu gerçekten izleyebilmek, siyasal şablonların üstündeki felsefesini bilmek, izinde gençlik yetiştirmek; O’na yandaş gözüken ya da karşı olan her oluşuma ve bireye GEÇİT VERMEYECEĞİMİZİN güvencesidir.

Mehmet Refik YÜCEL

SIRYAD Fahri Başkanı
DİİD Fahri Başkanı
DDDSK Fahri Başkanı

mehmetrefikyucel@yahoo.com

www.siryad.org.tr
www.dogainsanisbirligidernegi.org.tr
www.dddsk.org.tr



#3 metingökçe

metingökçe

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 4 İletiler:

Gönderi Tarihi: 29 Ekim 2006 - 12:05

BAĞIMSIZLIK


“29 Ekim 1923 Anısına”


Yeryüzünde insanoğlunun var olduğu zamandan beri var olan, Anadolu’da en aşağı 7 bin yıldır yaşayan, Anayurtlarındaki ikliminin değişmesi sonucunda ikinci kez göçe başlayan Türkler, Anadolu’ya, Balkanlar’a, Karadeniz’e, Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Zaten ilk göçte yerleşmiş ve Türk olan yerleşik halkla, yeni yerleşen Türkler kaynaşmış, ancak bu durum kanlı tarihe sahip Avrupa’nın devletleri tarafından kasıtlı olarak çarpıtılmış, soydaşlar birbirine düşürülmüştür. Çünkü Yeryüzündeki mevcut Türk coğrafyasında yer alan, olağanüstü yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip, bağımsız birleşik bir “Türk Cumhuriyeti ” hiçbir zaman ezemeyecekleri, sömüremeyecekleri süper bir güç haline gelecektir. Bunu Hitler bile anlamış, saf Alman ırkının en tehlikeli, nihai düşmanı olarak Türkleri belirlemişti, Rusya’ya saldırırken, baş hedefi Türki Devletleri işgal etmek amacında olan Hitler, genç Türkiye Cumhuriyeti’ne hem Balkanlar’dan, hem de Karadeniz’in kuzeyinden gelip, Ermenistan’ı da üs olarak kullanıp, doğu sınırlarından saldırmak niyetiyle hareket etmişti.
Yaşanılan tarihin her aşamasında görüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyeti her süreçte, her zaman, zulmün kalesi Avrupalılara diken olmuş ve batmıştır, bu barbarların; Yolbaşımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de öngördüğü gibi Türkiye Cumhuriyeti önderliğinde gerçekleşecek birleşik bir “Türk Cumhuriyeti” sonları olacaktır, Yeryüzünde barbarlığa, adaletsizliğe, soykırımlara izin verilmeyecektir, Avrupalıların soykırımlarla dolu gerçek tarihleri gün yüzüne çıkacaktır. Tüm Türklerin bir bayrak altında toplandığı “Türk Cumhuriyeti” zalim emperyalist devletlerin korkulu rüyasıdır, gerçekleşecektir, gerçekleşmemesi için hiçbir güçlü neden yoktur, onun için, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti değil, yeryüzünde yaşayan tüm Türklerin Ordusu, insanlık tarihinde ilk kurulan düzenli ordu, Türk Ordusu her türlü psikolojik saldırıya maruz kalmaktadır, amaç sadece Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak değildir, tüm Türklerin birleşme umudunu yitirtmek için Türk Silahlı Kuvvetleri’ni pasifize etmektir. Türk Silahlı Kuvvetleri hariç, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanına yayılmış hainler, işbirlikçiler mevcuttur ve koca çınarı deviren ağaç kurtları gibi Cumhuriyetimizin temel değerlerini kemirmektedirler. Osmanlı’nın son zamanlarının benzeri olayları yaşatılmaya çalışılmaktadır, siyasetçileriyle, basınıyla, aydınıyla yaşanmaktadır da, yine mandacılar türemiştir, yine borçlar kapitülasyonlar başlamıştır, yine şeriatçılık ve ayrılıkçılık diz boyudur, yine yavru vatanlar satılmaktadır, bu kez içimizdeki gizli işgal çok büyüktür, önlerinde tek engel kalmıştır, bu engel hainlerin saldırı odakları haline gelen Türk Silahlı Kuvvetleri’dir, Türk Ordusunu küçültmeye, görevlerini başka kuvvetlere ithal etmeye çalışmaktadırlar, ama yanılmaktadırlar, Türklerin yüz akı olan bu Ordu kendi ordularına benzemez, Türk Milleti’nin bağrından çıkmaktadır, lejyoner değildir, vatan evladıdır, tüm Türk Devletleri’nin gözbebeğidir ve her saldırıyı, yeryüzündeki Türkler adına defedecektir, fikir üretecek, bunu uygulayacak, nicelik ve nitelik olarak büyüyecek, bu savaşı da kazanacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihi zaferlerle doludur, Yeryüzündeki tüm Türklerin umududur, Onlar Yüce Komutan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Cumhuriyetle birlikte büyüttüğü Ordudur, hainler hariç, Türk Milleti sonuna kadar Ordusunun arkasındadır.
Yeryüzüne insanlığın en iyi niteliklerini korumak, göstermek, yaymak için gelmiş Türk Milleti, önce hainleri, işbirlikçileri tanıyacak, Ordusunu daha da büyütecek, iktidarını özgür iradesi ile kendi seçecektir. Türk Milleti, icazetlerini Amerika’dan, Avrupa’dan alanları bilmektedir, bu kez dezenformasyonlar etkili olmayacaktır, silkelenip, kalkması an meselesidir, çünkü bizim tarihimiz köklüdür, Kurucumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yol göstericiliği, her anlamda başöğretmenliği önümüzdedir, hain amaçlar gerçekleşmeyecektir, Türk Milleti’nin tüm tarihi buna kefildir. Yeryüzünde Türk Bozkurtları yürümeye, Gökyüzünde Türk Kartalları uçmaya başlamıştır, bunun sonu bellidir, önce işgal edilmeye, Sevr uygulanmaya başlayan topraklarda Yol Gösterici Mustafa Kemal ATATÜRK’ün izinde yürüyüşe başlamak, daha sonra Ata’mızın da hedefinde olduğu gibi tüm Türki Devletlerin birleşmesi yolunda yürümektir, doğru olan da budur, tüm düşmanlarının korkularını gerçekleştirmek, saldırıları kökten çözmek olacaktır. Diğer Türki Devletleri bağımsızlığa kavuşmadıkça, Türk Milleti’nin 5 milyon yiğidinin canı pahasına kurduğu, “Türkiye Cumhuriyeti” adını taşıyan kalesi büyük saldırı altında kalacaktır, çünkü uç kaledir, unutulmamalıdır ki, hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; hat Türkiye Cumhuriyeti’dir, satıh ise tüm Türk Devletleridir.
Mimarımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bize bıraktığı miras olan tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, tek merkezden yönetiliyormuşçasına planlı biçimde, kültürel, psikolojik, ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda, uluslar arası hukuka uyulmadan, egemenlik hakkı çiğnenerek, içten ve dıştan şiddetlenen saldırılara maruz kalmaktadır. Türk Milleti’nin ulus devlet niteliğinde kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde, Türkler azınlık durumuna getirilmeye çalışılmaktadır, Türklerin kalesi içten yıkılmak istenmektedir, artık buna izin verilmeyecektir, biliyoruz ki yeni sömürgeciliğin, gizli işgalin, barbarlığın adı Avrupa Birliği’dir, ABD’dir, oynadıkları oyun; Ermenistan kullanılarak Türk Devletleri’nin arasında, İsrail benzeri askeri üsler yaratmaktır, buna izin verilmeyecektir, Türk Devletleri, Arap Devletleri gibi değildir/olmayacaktır.
Buradan Ermenistan’a sesleniyoruz; yakın tarihte Avrupa’lı, Amerika’lı kalleşlerin oyununa geldin, aldatıldın, zarar gördün, şimdi de görürsün, Türk Milleti ile eskiden olduğu gibi barış içinde yaşayabilirsin, seni kullanan devletlerin bile, bize karşı şansı yokken senin bu topraklardan bir taş alma ihtimalin hiç yoktur. Bizim emperyalist amaçlarımız hiç olmadı, yurtta sulh, cihanda sulh diyen bir milletiz, ama canımıza kasteden olursa durmayız, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayasınız, bilesiniz ki, Türk Şahinleri havalandığında soluğu Erivan’da alır.
Türk tarihinde ittifaklarına ihanet göremezsiniz, tam tersine hep iç ihanetlerle, ittifaklarının ihanetleriyle darbe almıştır, ama bundan sonra buna izin verilmeyecektir. Türk Kartalları, Türk Şahinleri havalanmıştır, olanları keskin gözleriyle, gökyüzünden açık olarak görmektedirler, zamanı gelince pençelerini konuşturacaklardır. Gökyüzünde uçarken Onlar’ın gördüğü Avrupa, Emperyalistlerin bize anlatmaya çalıştığı Avrupa’dan çok başkadır; tüm barbarlığıyla, yıkıcılığıyla, kıyımcılığıyla, gericiliğiyle Amerika’ya, Afrika’ya, Asya’ya gidip, toprakların gerçek sahiplerinin soyunu kurutan Avrupa, kendisinden başka hiç kimsenin iyiliğini istemeyecek kadar kanlı bir kıtadır. Yeni sömürgeciliğin, soykırımcılığın en eski adresi olan ve bize uygarlık anlatmaya kalkan Avrupa, kalp krizi geçirmekte olan hastayı üzerinde Ay, Yıldız’lı giysi olması nedeniyle hastanelerine almamaktadır, ırkçı, faşist ve nazisttir.
Yeni yerler keşfedilebilir, yeni fetihler yapılabilir; o zaman fatihlere yakışan ne halka ne de topraklara zarar vermemektir, tarihte her zaman Türklerin yaptıkları gibi. Uygarlık budur; yüzyıllarca her soydan ve dinden insanla barış içinde yaşamak, insan ayrımı yapmamaktır, ama bunları konuşmak boşunadır, bizim binlerce yıldır sahip olduğumuz değerlerin zerresi hala Avrupa’da yoktur, öyle görülüyor ki olamayacaktır da, ulusal vicdanları iflastadır.
Fotoğraflarından bile, düşman dizlerin bağı çözülen, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği yol bir kez daha aydınlanmaktadır, artık gece karanlığında hainlik yapanlar gün ışıyınca ellerinde düşman bayrağı ile yakalanmışlardır, zaman Türk Milleti’nin hakimiyet zamanıdır. Türk Milleti’nin, Büyük Dahi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini anlayacağını, Milliyetçiliğe, Devletçiliğe, Halkçılığa, Laikliğe, Cumhuriyetçiliğe, Devrimciliğe, kısaca Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkacağını, üzerinde oynanan tüm oyunları bozacağını biliyoruz.
Bu 83. doğum gününde “İlelebet Payidar” kalacak, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni saygıyla kutluyoruz ve biliyoruz ki, Türklere yakışan; Ata’larının yol göstericiliğindeki Türk Milleti’nin Kurtuluş Savaşı’nda dediği gibi,

“YA İSTİKLAL YA ÖLÜM”dür.



Mehmet Refik YÜCEL

SIRYAD Fahri Başkanı
DİİD Fahri Başkanı
DDDSK Fahri Başkanı



#4 metingökçe

metingökçe

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 4 İletiler:

Gönderi Tarihi: 15 Aralık 2006 - 15:17

…TÜM VATANSEVERLERİ; EVLERİNE, İŞYERLERİNE, TÜRK BAYRAĞI'nı, SÜREKLİ ASMAYA ÇAĞIRIYORUZ...


...Bizim yaratılışımız hapishanelerin boşaltılması ile olmadı, yer yarıldı, gök kubbe çöktü, binlerce yıllık çınara yıldırımlar düştü, şimşekler çaktı, ağaç ikiye ayrıldı, içinden gökten gözünü, güneşten saçını alan Yavru çıktı, yeryüzü bu Yavruyu kucakladı, adı; Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde, Türk Milleti'nin kurduğu, ilelebet payidar kalacak olan "Türkiye Cumhuriyeti" oldu...

HER ANLAMDA BAĞIMSIZLIĞINA DÜŞKÜN ULU TÜRK MİLLETİ'NE...

Türk Milleti'nin doğduğu günden bu güne kadar yazdığı tertemiz tarihinde bağımsızlığı için; en kutsal hakkı olan yaşam hakkından bile seve seve vazgeçtiği, milyonlarca canı, gelecek kuşaklarının bağımsız yaşaması için gözünü kırpmadan feda ettiği -unutturulmaya çalışılmasına rağmen- bilinmektedir, yakın tarihimiz bunun yüz binlerce örnekleriyle doludur. Yaşadığımız bu dönemde, gerçek bağımsızlığımızın, Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerine oturduğu temel değerlerle birlikte, elimizden kayıp gittiğini görmekteyiz/yaşamaktayız. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine benzer bu dönemdeki UYANIŞIN sonucunda, hiç bir karanlık finansal kaynağa ve hiç bir güç odağına bel bağlamadan partileşme çalışması başlatmaya, ayrım gözetmeksizin, Türk Milleti'nin bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutan çocuklarıyla, Mustafa Kemal ATATÜRK çocuklarıyla YÜRÜYÜŞE geçmeye karar verdik. Bu site kurulduğu günden itibaren bunun buyruğu olmaktadır/olacaktır. Bağımsızlığın değerini bilen, Yürekten "NE MUTLU TÜRKÜM" diyebilen tüm Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşları'nın, her anlamda katkıları, aşağıdaki ANT'ı uygulayan bizleri güçlendirecektir.
TÜRK DEVLETLERİ İLELEBET, BAĞIMSIZLIKLARI İLE BİR'LİKTE, VAR OLACAKTIR...

"ATA TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ her türlü siyasetin üstündedir"

... Tüm Vatanseverleri "Önce Vatan" için çalışmaya çağırıyoruz...
... Tüm ülkelere, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yıkılmayacağının bildirisi olarak, TÜM VATANSEVERLERİ; EVLERİNE, İŞYERLERİNE, "Şehit Kanı"nın, "Yer"in ve "Gök"ün meydana getirdiği TÜRK BAYRAĞI'nı, SÜREKLİ ASMAYA DAVET EDİYORUZ...
... Dağılmaya mahkum Avrupa Uydurma Birliği'ne HAYIR diyoruz...
... Uygarlık(!) götürülecekler listesinde ASLA OLMAYACAĞIZ, uygarlık götürülmesinin ne olduğunu BİLİYORUZ/GÖRÜYORUZ/YAŞAMAYACAĞIZ...
... Yolsuzluk, Vatana İhanettir ve yapanların sonları Vatan Hainleriyle aynı olacaktır...
... Yeryüzündeki tüm mazlum toplumlar için daha sonra yaygınlaştırmak amacıyla, Türki Devletlerle Kuracağımız BİRLİK ilk hedefimizdir...

Günümüze uyarladığımız ve yürekten katıldığımız Sivas Kongresi katılımcılarının ANT’ı

“Türkiye Cumhuriyeti'nin Milliyetçi, Devletçi, Halkçı, Laik, Cumhuriyetçi, Devrimci ilkelerini yaşatarak, Türk Milleti'ne, Üniter yapısı ve Çağdaş yolu tartışılmaz Devletimize ve Yurdumuza manen ve maddeten hizmetten başka gaye ve emelimiz olmadığına binaen mücadelemizin devamı müddetince ihtirasat-i şahsiye ve memleket aleyhine siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azim ve iman ile çalışacağıma ve Türk Milleti’ne en ufak zarar verecek hiçbir yerli/yabancı odaklarla uzlaşmayacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına ANT içerim”

Mehmet Refik YÜCEL
SIRYAD Fahri Başkanı
DİİD Fahri Başkanı
DDDSK Fahri Başkanı

#5 ülkücan

ülkücan

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 2 İletiler:

Gönderi Tarihi: 19 Şubat 2007 - 10:56

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ,HEPİMİZ TÜRK BAYRAĞI ASIYORUZ VE ASMAYADA DEVAM EDECEĞİZ,


NE MUTLU TÜRKÜM DİYENEE NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE MUTLU TÜRKÜM DİYENE NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE



ÜÇ KITADA AYAK İZİM
ÜÇ KITADA DİLİM SÖZÜM
TÜRKÜM TÜRKÜM DİYE SAZIM
AVAZ AVAZ SÖYLEYENE


NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE



Cevap ekle