İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


Resim

Artık Mustafa Kemal gibi olmak şarttır. Yani devrimci olmak!


Bu başlığa 5 cevap verilmiş

#1 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 24 Eylül 2007 - 22:56

Komuta kademesinin tarihî sınavı: TÜRK ORDUSU NE YAPACAK?

İP Genel Başkanı Doğu Perinçek:

Artık Mustafa Kemal gibi olmak şarttır. Yani devrimci olmak !


Türkiye’de seçim tarihleri bile ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin takvimine göre belirlenmektedir. 3 Kasım 2002 seçimleri, ABD’nin Irak’ı işgal planı gereği erkene alınmıştı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde de, ABD’nin İran planlarına uygun bir zamanlama tutturulduğu görülüyor.

EŞBAŞKANLARA YAPTIRILABİLECEK GÖREVLERİN SINIRI
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Nicholas Burns’ün Türkiye ziyaretinin gündeminde, yaklaşan İran saldırısının dayattığı görevlerin sıralanması vardı. Ancak Türkiye, Tayyip Erdoğan değildir. ABD güdümlü Mafya-Cemaat rejiminin milletin önüne koyduğu sandıktan ne çıkartılırsa çıkartılsın, ABD’nin Türkiye’ye yaptıramayacakları
vardır. İşte İran politikası artık bu kadar hayati önemdedir. Tayyip Erdoğan’ın İran’la enerji anlaşmasının uygulanacağı yolunda 21 Eylül Perşembe günlü açıklaması, ABD’nin beklediği tavır değildir.

TÜRBAN BAYRAKLILAR İLE ANTİ-TÜRBAN BAYRAKLILARIN KAVGASI
Ortadoğu’da bir denklem oluşmuş bulunuyor. Bu denklemde, Türkiye ile İran’ın arasında artı bulunmaktadır; yani kader birliği. İran, denklemdeki nesnel yerini çoktan almıştır; ülkesinin bütünlüğünü ve egemenliğini savunmaya
kararlıdır. Ülkemiz, ABD’nin Irak’tan sonraki ilk hedefiydi. Çünkü İran’a saldırı öncesinde Ankara’nın tam anlamıyla avuca alınması gerekiyordu. Türkiye’nin yediği 22 Temmuz vurgununun tarihsel anlamı önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Olayı bir türban kavgasına indirgeyenlerin bulunduğu mevziden görebileceğimiz bir vurgun
değildir bu. Çünkü onlar da, AKP ile aynı mevzidedir. ABD’nin Türkiye’de bir türban bayraklı bir de anti-türban bayraklı memurları var, programları aynıdır: ABD ile stratejik işbirliği, AB kapısına bağlanmak, hortumcu sistemlerini
sürdürmek.

ABD’NİN TERCİHİNİ SANDIKTAN ÇIKARAN EKONOMİK ZEMİN
Hortumcu mafyalar arasındaki taktik savaş, seçimden iki ay geçmiş olmasına rağmen, yeniden şiddetlendi. Hangisi ABD’nin tercihi olacak? ABD ikisini kızıştırarak, kendisi için en elverişli tercihi üretiyor. Türkiye’de bir süredir seçim, ABD’den ruhsat alabilme kavgasına dönmüştür. Bunun bir de ekonomik temeli bulunuyor. Varolan ağır borç yükü ve dış ticaret açığı karşısında, mafya sisteminin yüksek faizli sıcak para bulmak dışında bir seçeneği bulunmuyor. Bu nedenle Türkiye’de seçim, ABD’den sıcak parayı kimin alabileceği sorusunun cevabını belirliyor. Türbancı veya antitürbancı hortumcular arasındaki taktik savaş, bir yönüyle ABD’den sıcak para bulma ruhsatını alma
savaşıdır. Bu savaş, aslında Türk milletine karşı ABD’nin desteğini alma savaşıdır. Seçmen de öyle yönlendirilmekte, bu desteği kimin alacağına göre oy vermektedir. Sonunda ABD’nin tercihi, seçmenin tercihi oluyor.

VATAN DÜŞMANLIĞI YARIŞI
AKP ile TÜSİAD, kendileri için biricik çözümün peşindeler: ABD’nin desteğiyle rakibi bastırmak. Bu rekabet, bir vatan düşmanlığı çarpışmasıdır ve milletimiz açısından en tehlikeli dönemine girmiştir. Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz öncesinde ABD’ye teslimiyette rakiplerine şans tanımadı. Ama ABD için, bu teslimiyetin somut ifadesi İran’a karşı Haçlı Seferi’nde gösterilecek başarıdır. Hainlik yarışına girenlerin başaramayacakları da budur. Çünkü Türkiye hortumculardan ibaret değildir. Kim iktidara gelirse gelsin, Türkiye’yi ve Türk Ordusunu İran’ın üzerine sürmeye kalkışmak, zorun da ötesinde imkansızı denemektir.

TÜRK ORDUSU NE YAPACAK?
Burada Türk Ordusu’nun tavrı Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir. Komuta kademesi, AKP ile TÜSİAD merkezliler arasındaki kamplaşmanın tarafı mı olacaktır, yoksa ABD emperyalizmi ile Türk milleti arasında gündeme giren hesaplaşmanın mı? Türk Ordusunun vatanın bölünmesi planlarında rol üstlenmeyeceği açıktır; tam tersine vatan savunması mevzisinde olacağı kesindir. Ancak komuta kademesinin “ABD’den bağımsız olunamaz” gibi küresel safsataların etkilerinden arınması, bir dizi tecrübenin daha yaşanmasını gerektiriyor. ABD’nin İran’a karşı savaş hazırlığı, bu konuyu Türk Ordusu’nun gündemine oturtmuştur. Sonuç bellidir: Türk ordusu bazı bocalamalar geçirse bile, ABD denetiminden bütünüyle kurtulacaktır. Kurtulmayacak olsa, Türkiye ile birlikte Türk Ordusu da kalmaz; o nedenle kurtulacaktır. Umalım ki bu gerçeği, kafamızı sert kayalara fazla çarpmadan bulalım. Bunun için kararlılık, tutarlılık, çabukluk gerekiyor. Artık Mustafa Kemal gibi olmak şarttır. Yani devrimci olmak!

PRESTİJİ Mİ KURTARACAĞIZ, VATANI MI?
fiu anda Türkiye’nin geleceği, komutanların devrimciliğine bağlıdır. Artık devrimci olunmadan, vatan da savunulamaz, millet de birleştirilemez, ekonomi de kurtarılamaz. Komutanların hortumcu güçlerin AKP cenahı ile TÜSİAD cenahı arasında bir tercihe yönelmesi, vatan savunması görevinden vazgeçmek anlamına gelir. Burada Ordunun önüne bazı kolay “zaferler” şüphesiz konacaktır. ABD, Komuta kademesinin sarsılan prestijini tamir edecek çözümleri üretmiştir bile. Ancak kısa vadede kurtarılan prestij, Fenerbahçe Orduevi’nde sözde huzurlu bir emeklilik sağlasa bile, Türk vatanını karşılaştığı tehlikeden kurtaramayacak, önümüze çok daha ağır sorunlar yığacaktır. Bu nedenle Türk Ordusu’na kumanda edenler, tehdidin kaynağını cesaretle saptayan bir mevzilenmenin içine kararlı ve tutarlı olarak girmek durumundadırlar. “Savaşın kazanan tarafında olalım” gibi akıl yürütmeler, yanlıştır. Türkiye için bugün ya istiklal ya ölüm dışında bir taraf bulunmuyor. Doğru tavır, Türkiye tarafında olmaktır; vatanı savunmaktır. Kaldı ki, İran saldırısında rol almak, ABD’nin bozgununu paylaşmaktan başka sonuç vermez.
İran’ı vuran, Türkiye’yi vurmakta ve bölmektedir.
İran’a düşmanlık, Türkiye’ye düşmanlıktır. İran’la güçbirliği, vatan ve millet için biricik çözümdür.
Komuta kademesi, tarihî bir sınav vermektedir.

www.doguperincek.gen.tr
dperincek@ip.org.tr

Aydınlık Dergisi, Başyazı, 23 Eylül 2007, Sayı:1053

#2 DeKaN

DeKaN

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 29 İletiler:

Gönderi Tarihi: 26 Eylül 2007 - 21:07

Slm

özgür paylaşım için teşekkürler.

İP partisini savunuyorsun ama benim anlamadığım nokta İp kendisiyle zıt düşüncede olan bir İran'ı nasıl savunur

tamam stratejik önemi bir yana demezlermi kardeşim İran'ı savunacağına git Rusya'yı savun diye oda amerikaya

düşman bir devlet değilmidir.

Birde askeri devrimden bahsediyorsun senin şu anda kullandığın anayasa 82 deki yapılmış olan askeri anayasadır

ve seçim tarihini de anayasa mahkemesi belirlemedi mi? Ayrıca askeri devrimle milletin ve devletin kaç yıl

gerileyeceğini bir düşün derim yine belirtecem askeri devrim sadece millete zarar verecektir.

birde Atatürk gibi olmak gerekiyor demiş Sayın Perinçek kendisi Atatürk gibi olmuş olsaydı eminim ki AKP nin

aldığı oydan daha fazla oy almış olacaktı ve şimdi başbakanımız olacaktı onun için Atatürk'ü kullanıp Atatürk'ü

yıpratması yanlış bir şey hiç de başarılı değil.

Sence Atatürk zamanında mecliste bulunan kaç kişi namaz kılıyordu şimdi kaç kişi ve bundan bir 7 sene önce kaç

kişi kılıyordu.

Neyse bunlar o kadar da önemli değil sadece şunu bir daha belirteyim eğer Sayın Prinçek Atatürk gibi işler

yapabilecek biri olsaydı yada yarısı kadar işler yapacağına inanılacak biri olmuş olsaydı eminim ki şimdi bizim

başbakanımız Sayın ERDOĞAN değil Sayın Perinçek olurdu.


Saygılar....

#3 Özgür

Özgür

    Genç Üye

  • ΦÜyeler
  • PipPip
  • 56 İletiler:

Gönderi Tarihi: 27 Eylül 2007 - 09:25

iP'nin programi ve dusunceleri acik, calismalari acik, Turkiye ve dunyadaki olaylari, GERCEKLERi
incelemek ve buna UYGUN politika ve STRATEJILER GELISTIRMEK gibi calismalari ortada.
iRAN Turkiye'nin dusmani degil, Rusya Turkiye'nin dusmani degil... Turkiye'nin Dusmani ADB ve
AB emperyalist devletleridir.

Sn. Dogu Perincek'in Ataturku anlatirken, kendisinin Ataturk gibi oldugu anlatimi yoktur, ama
Ataturk gibi olunmali yani devrimci olunmali demektedir... Sn. Dogu Perincek ve iP'nin Ataturk
konusundaki calismalari, görusleri bellidir; Ataturkun Butun Eserleri de KAYNAK YAYINLARI
tarafindan yayinlanmistir; yayin kurulunda seckin aydinlarimiz ve profosörlerimiz vardir, bunlara
Perincek'te dahildir.
Ataturk'u yipratmak degil, O'nu yuceltmektir Sn. Perincek'in yaptigi.

Turkiye bugun bir karsi devrim ile ABD ve AB emperyalistlerine baglanmistir.
Bunu milletin ÖNUNE SANDIK KOYARAK YAPMISLARDIR.

Bu meclis bu milleti temsil etmiyor; BU MECLIS ABD VE AB EMPERYALISTLERINI TEMSIL ETMEKTEDIR.

Sn. Dogu Perincek'in basbakan olmak gibi bir derdi yoktur, ama TURKIYE'NIN TAM BAGIMSIZ OLMASI,
ABD VE AB emperyalistlerinin Turkiye'den ve butun ortadogudan kovulmasi gibi bir derdi vardir.

Turkiye kazanacaktir. Sn. Dogu Perincek ve O'nun izledigi siyaset er veya gec kazanacaktir.


Sn. Dekan arkadas,
Merak ettigin baska bir konu varsa lutfen yaziniz, sorunuz.

Selam ve hurmetler.

#4 DeKaN

DeKaN

    Yeni Üye

  • ΦÜyeler
  • Pip
  • 29 İletiler:

Gönderi Tarihi: 01 Ekim 2007 - 23:18

slm

özgür sen diyorsun ki bu meclis milleti temsil etmiyor peki bu meclis milleti temsil etmiyorsa bu seçilen milletvekilleri uzaydan

mı geldi meclise oturdular yada başka ülkeden mi gelip oturdular meclise bence bu konuda çok yanlış düşünüyorsun .

Sn Perinçek'in başbakan olmak gibi bir isteği yok diyorsun bence yalan soyluyor çünkü seninde belirttiğin gibi eğer bir ideali

varsa ve bu ideal anlattığın gibi yüksekse ve tüm ülkeyi ilgilendiriyorsa bence başbakan olmadan hiç bir şey yapamaz.

bunun tabiki başka bir yolu daha var oda cuntacı olamk zaten cunta yaptıgın zaman yine başbakan gibi oluyorsun hatta

yetkilerin daha da fazla başbakan olmayacaksa cuntacı olupta milleti en az 20 yada 50 yıl geriye götürmesin.

Atatürk'ü yıpratma yerine yücelttiğini söylüyorsun ama sana sunu söyleyeyim su ana kadar hiç kimsenin AtatürkÜ yıpratmak

yerine yücelttiğini görmedim onun için ben Sn. Perinçek'in bu dediklerine inanmıyorum.



Saygılar....

#5 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 02 Ekim 2007 - 19:04

Başlığa göre yorumlayacak olursam;

Türkiye'de nedense herkes devrimci; hangi tartışmaya, habere, şuna , buna bakarsak bakalım, zıt görüşlü de olsalar hepsi ben devrimciyim diye kendilerini ifade temeye çalışıyorlar. Neyi devirecekler, devrilmesi gereken nedir anlamış değilim ama herkes devrimci ve kendi şapkalarını bile devirmeye mecali kalmamış bu insanlarımız neyi devirceklerse devirsinlerde biz de rahat edelim. Ya da boş boş konuşmasınlar , bir zamanlarda herkes kominist olmaya özenmişti de ne oldu? Kominizm yok oldu gitti Rusya ile birlikte...

Amannn...

#6 kommagene

kommagene

    Deneyimli

  • ΦÜyeler
  • PipPipPip
  • 380 İletiler:

Gönderi Tarihi: 02 Ekim 2007 - 19:10

Dünya'da taktirle parmakla gösterilen Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lider yoktur. Kimse ona benzemeye çalışmasın, o zaman ile bu zaman arasında dünya kadar fark var!



Cevap ekle