İçeriğe atla


Ek Bilgiler İçin Tıkla Adıyaman Forum Sayfalarına Hoş Geldiniz..!

Adıyaman Forum Bölümüne Hoşgeldiniz. Foruma üye olmak ücretsizdir.

Üye olduğunuzda forumun bütün özelliklerini kullanma hakkına sahip oluyorsunuz.

Takvimde Etkinlik Oluşturabilirsiniz

Kendinize Ait Bir Profil Sayfası Oluşturabilirsiniz.

Lütfen üyelik işlemini başlatmak için BURAYA tıklayınız.


DeKaN'nın İçeriği

Şu 29 kadar bulundu: Şunda göre: DeKaN (Arama şuna limitlidir: 27-Mayıs 17)



Şuna göre sırala                Sıra  

#3301 Düşündüren ilginç resimler...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 30 Aralık 2007 - 15:18 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Slm.

Ben urfadaki şu sarı arabadaki insanlara üzüldüm diğerleri çok güzel

Emeğine sağlık kommaqene

Saygılar....



#2869 Selam-Sohbet

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 20 Kasım 2007 - 23:55 içinde Havadan Sudan Konular

Slm

Sende hep sitem ediyorsun diyeceksiniz ama bu forum niye bu kadar sahipsiz

654 kayıtlı üye var ama kimse doğru dürüst girmiyor.

Neyse ya biz bize yeteriz herhalde ikinize foruma olan ilginizden dolayı teşşekkür ederim abiler ve ablalar (benden büyük

olduğunuz belli oluyor :D )


Saygılar....



#2822 kadının saç problemi...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 17 Kasım 2007 - 18:10 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Slm

birce yanlış anlama ama senin bir bayan olduğunu bilmiyordum ve bayanları kötülemek yada onlara herhangi bir

imada bulunmak için yazmadım bunu ben sadece bir yerde gördüm hoşuma gitti (ki bence doğru şeyler yazmış)

bende paylaşayım dedim ama senin dediğin gibi erkek/kadın versiyonunu bulursam paylaşırım ve çok dikkatlisin yorumun

içinde teşekkürler. Cümle biraz uzun oldu ama idare et :D


Saygılar....



#2603 DÜZEN BOZULUNCA

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 30 Ekim 2007 - 21:06 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Slm

Emeğine sağlık abi çok güzeldi.


Saygılar....



#2602 ŞEHİTLERİMİZİN KATİLİ AMERİKADIR!

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 30 Ekim 2007 - 21:01 içinde Politika - Siyaset

Slm

Emeğine sağlık özgür sonuna kadar katılıyorum sana

Ama devran hep boyle donmeyecek gün gelcek tarihte de olduğu gibi ya güçsüzleşecek yada yok olacaktırlar.



Saygılar....



#2480 stil

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 18 Ekim 2007 - 21:38 içinde Havadan Sudan Konular

:D :D :D
manyakmış yha
paylaşım için saol



#2479 Herkes okusun lütfen...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 18 Ekim 2007 - 21:27 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Slm

Arkadaşlar kaç zamandır bakıyorumda eklenen konuların görüntülenme sayısı ile cevap yazma sayısı arasında dağlar kadar

fark var.

Lütfen yorum yapmazsanız bile bir teşekkürü çok görmeyip teşekkür edin lütfen.

Çünkü insan açtığı konuların görüntülenip cevap yazılmadığını görünce bir daha konu açası gelmiyor.

Tekardan lütfen baktığınız konulara en azından konuyu ekleyene bir teşekkür edin.




Saygılar....



#2478 Mutfak aletleri, yemek tarifleri ve bu konuda erkeklerin görüsü..

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 18 Ekim 2007 - 21:02 içinde Havadan Sudan Konular

Slm

birce paylaşım çok guzel olmuş emeğine sağlık...



Saygılar....



#2377 Bilgisayar acemisi..

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 08 Ekim 2007 - 20:59 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Slm birce

Boş gelmediğin için teşekür ederim

Bir yorum yapman bile yeterli olurdu

Ama güzel bir geliş olmuş bunun içinde teşekkürler

Ayrıca güzel dileklerin içinde teşekkürler


Saygılar....



#2271 Artık Mustafa Kemal gibi olmak şarttır. Yani devrimci olmak!

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 01 Ekim 2007 - 23:18 içinde Politika - Siyaset

slm

özgür sen diyorsun ki bu meclis milleti temsil etmiyor peki bu meclis milleti temsil etmiyorsa bu seçilen milletvekilleri uzaydan

mı geldi meclise oturdular yada başka ülkeden mi gelip oturdular meclise bence bu konuda çok yanlış düşünüyorsun .

Sn Perinçek'in başbakan olmak gibi bir isteği yok diyorsun bence yalan soyluyor çünkü seninde belirttiğin gibi eğer bir ideali

varsa ve bu ideal anlattığın gibi yüksekse ve tüm ülkeyi ilgilendiriyorsa bence başbakan olmadan hiç bir şey yapamaz.

bunun tabiki başka bir yolu daha var oda cuntacı olamk zaten cunta yaptıgın zaman yine başbakan gibi oluyorsun hatta

yetkilerin daha da fazla başbakan olmayacaksa cuntacı olupta milleti en az 20 yada 50 yıl geriye götürmesin.

Atatürk'ü yıpratma yerine yücelttiğini söylüyorsun ama sana sunu söyleyeyim su ana kadar hiç kimsenin AtatürkÜ yıpratmak

yerine yücelttiğini görmedim onun için ben Sn. Perinçek'in bu dediklerine inanmıyorum.



Saygılar....



#2202 Artık Mustafa Kemal gibi olmak şarttır. Yani devrimci olmak!

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 26 Eylül 2007 - 21:07 içinde Politika - Siyaset

Slm

özgür paylaşım için teşekkürler.

İP partisini savunuyorsun ama benim anlamadığım nokta İp kendisiyle zıt düşüncede olan bir İran'ı nasıl savunur

tamam stratejik önemi bir yana demezlermi kardeşim İran'ı savunacağına git Rusya'yı savun diye oda amerikaya

düşman bir devlet değilmidir.

Birde askeri devrimden bahsediyorsun senin şu anda kullandığın anayasa 82 deki yapılmış olan askeri anayasadır

ve seçim tarihini de anayasa mahkemesi belirlemedi mi? Ayrıca askeri devrimle milletin ve devletin kaç yıl

gerileyeceğini bir düşün derim yine belirtecem askeri devrim sadece millete zarar verecektir.

birde Atatürk gibi olmak gerekiyor demiş Sayın Perinçek kendisi Atatürk gibi olmuş olsaydı eminim ki AKP nin

aldığı oydan daha fazla oy almış olacaktı ve şimdi başbakanımız olacaktı onun için Atatürk'ü kullanıp Atatürk'ü

yıpratması yanlış bir şey hiç de başarılı değil.

Sence Atatürk zamanında mecliste bulunan kaç kişi namaz kılıyordu şimdi kaç kişi ve bundan bir 7 sene önce kaç

kişi kılıyordu.

Neyse bunlar o kadar da önemli değil sadece şunu bir daha belirteyim eğer Sayın Prinçek Atatürk gibi işler

yapabilecek biri olsaydı yada yarısı kadar işler yapacağına inanılacak biri olmuş olsaydı eminim ki şimdi bizim

başbakanımız Sayın ERDOĞAN değil Sayın Perinçek olurdu.


Saygılar....



#2201 ABDullah Gül Cumhurbaşkanı seçildi! Çankaya'da Haçlı işgali başladı...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 26 Eylül 2007 - 20:38 içinde Politika - Siyaset

Slm

özgür paylaşım için teşekkürler ama çok yanlış şeyler yazılmış.

Öncelikle milli iradeyi temsil etmiyor diyorsun sana soruyorum bir meclisin miili idareyi temsil edebilmesi için ne

kadar oy alması gerekiyor sence.

bir diğer şey ise paylaşımda yazılıyorki önümüzde miilli devrime kadar Türk milletinin ne cumhurbaşkanı ne meclisi

nede hükümeti olacaktır. Sence şimdiki hükümet Türk milletinin hükümeti değilmidir sence şimdiki cumhurbaşkanı

milletin cumhurbaşkanı değilmidir sence şimdiki meclis milletin oylarıyla belirlenmiş bir meclis değilmidir.

birde senin belirttiğin gibi "Nasıl tarih boyunca Müslümanlık adına Müslümanlık çiğnendiyse, Atatürk adına Atatürk

çiğnenmekte ise, bugün de millî irade adına millî irade çiğnenmektedir."

yine yazında belirttiğin gibi "Kemalist Devrim’in yenilenmesi!" Kemalist devrimi yada Kemalist düşünceyi İP'in

yada senin çiğnemeyeceğin ne malum.

onun için birini sevmiyorsan yada başarısını kıskanıyorsan eleştir ama yalan söyleme çünkü eğer bu hükümetin

içinde yalancı oranı yüksek olmuş olsaydı belki mecliste İP olacaktı belki cumhurbaşkanı nı onlar seçecekti belki

milletin hükümeti onlar olacaktı onun için lütfen birini eleştirirken dikkat et.

Saygılar....



#2181 Türkiye’nin 10 harikası

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 25 Eylül 2007 - 02:10 içinde Güncel Konular

Slm

Bence surlara yakın bir yerde toplamıştır...

Yada surların içinde yüksek bir tepeye toplamış olabilir...

Onun için ben Kağıthane diyorum...

Eğer cevabı biliyorsanız lütfen yazında bende öğreneyim....

Saygılar....



#2180 Babadan oğluna evlenirken verdiği tavsiyeler...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 25 Eylül 2007 - 01:48 içinde Havadan Sudan Konular



:Bir Babanın Oğluna Evlilik Tavsiyesi::..

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş:

"Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş.

Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı "Olur" demiş çekine çekine...

Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de;altını yakmış.

"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve

çekirdeği istemiş...

Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.

Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her

üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu. Yemek

masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle

tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?"

Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.

"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.

Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.

Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler..

Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş:

"Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler,

eskitirler, pörsütürler.

Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar,

birbirlerinden uzaklaşırlar.

Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında

kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş

başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. "Asıl ders bu değil!" dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde

bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.

"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu

yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.

"İçmek istersin herhalde" dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü. "Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini

tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup

yudumlayacağı taze kahve gibi...

Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve

renklerini katmayı başarırlar."



Saygılar....



#2179 Neden DİNK ?

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 25 Eylül 2007 - 01:37 içinde Güncel Konular

Slm birce

Yazdıklarını açıkladığın için teşekkürler...

Ben hala bir konuda direnecem siz kendinizde söylediniz herhangi bir isim seçin diye...

benim seçmem önemli değil ki önemli olan halktan insanların söyledikleri o güzel sözleri seçtiğim herhangi bir isim için

söylemeleridir....

onun için ben diyorumki eğer Dink gazeteci olmasaydı yada ailesi bu kadar diretmeseydi yada her kim direttiyse

gündemimize koyduysa onlar olmamış olsaydı Dink de ahmet, mehmet gibi öldürülen kişi olarak kalırdı ve bu kadar ses

getirmezdi ve gündemi bu kadar meşgul etmezdi...

yine söyleyeyim Dink'in ne özelliği vardı diğer öldürülenler 1,70 boyundaydı da Dink 1,80 boyunda mıydı ...

diğerleri 80 kiloydu da Dink 100 kilo muydu...

yada en önemlisi diğerleri insan değildi de sadece insan olarak öldürülen Dink miydi...


Saygılar...



#2178 kadının saç problemi...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 25 Eylül 2007 - 00:52 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

1.Versiyon Kadin / Erkek:
Bir erkegin hayati nasil karartilir?
Kadin: Saçimi kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadin: Ama kiyamiyorum.
Erkek: Öyleyse kestirme.
Kadin: Canim degisiklik istiyor...
Erkek: O halde kestir.
Kadin: Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
Erkek: Eger nasil hosuma gittigini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçli. Bunu biliyorsun.
Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'.
Kadin: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve birak uyuyayim lütfen.
Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat kat mi yoksa perçemli mi?
Erkek: Kat kat.
Kadin: Bana yakisacagini sanmiyorum, çünkü saçim çok düz.
Erkek: O zaman perçemli olsun.
Kadin: Çok yorucu.
Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
Kadin: O zaman asla uzatamam.
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadin: Bana güzelim deme!
Erkek: (hay senin saçına !!!)

2.Versiyon Kadin / Kadin:

1.Kadin: Ah sekerim saçini mi kestirdin? Ne kadar güzel olmussun!!!
2.Kadin: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamiyorum. Ay çok mu kisa oldu acaba...??
1.Kadin: Amaaan ne alakasi var. Benim yüzüm bu kadar genis olmasa ayni kesimi bende denerdim. Benim su saçim klasik oldu artik, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum.
2.Kadin: Ay yapma Allah askina nesi varmis yüzünün.... Bak söyle suralarindan kat verdirsen, harika olur!! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki gibi bir model yaptirirdim.
1.Kadin: Ah sekerim sende bir alemsin. Keske benimde boynum seninki gibi olsa. En azindan
su çökük omuzlarimin
dikkat çekmesini engellemis olurdum.
2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin gibi omuzlari olsun isteyen bir sürü kiz var... Giydigin her sey sana öyle yakisiyor ki.. Birde benim su kisa kollarima bak. Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim, bluzlar üstümde emanet gibi durur muydu? Vir vir vir, dirdirdir...


3.Versiyon Erkek / Erkek:

1.Adam: Saçini mi kestirdin?
2.Adam: Evet
1.Adam: Sihhatler olsun abi!..
2.Adam: Sağol...


Saygılar...



#2177 Evlenirken neredeydin...

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 25 Eylül 2007 - 00:43 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Adamın işi varmış, Ankara ya gidiyormuş, tam uçağa binerken

kulağında bir ses

:-Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama

içine de birkurt düşmüş,binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış

-Uçak düştü kurtulan olmadı!

Koşmuş Haydarpaşa ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında

:-Binme bu trene, raydan çıkacak!

Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş

:-Tren Eskişehir de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı

...Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses

:-Bu otobüse binme, freni patlayacak!

Dönmüş yine kimse yok!

Dayanamamış, bağırmış

: -Sen kimsin yahu?

- Ben senin iyilik meleğinim!

Adam iyice kızmış

:-Ulan evlenirken neredeydin!

Saygılar....



#2176 Prof. ve öğrencisi..

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 24 Eylül 2007 - 23:57 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Universite yemekhanesine giren bir ogrenci tum yerler dolu oldugundan gidip

universite profesorunun oturdugu masaya oturmus.

Profesor kaslarini catarak: " okuzler ve kuslar ayni masada oturamaz!"

ögrenci: "O zaman ben ucuyorum..."

Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve sinavinin basarisiz

gecmesi icin elinden geleni yapmis.

Ancak sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde cevaplamis.

Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis.

Yolda yururken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var, digerinde ise para var.

Hangi cuvali alirsin?

Ogrenci: "Para olan cuvali secerdim..."

Profesör: "Ben akil olan cuvali secerdim..."

öğrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer...

Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine "Öküz" yazmis.

Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.

Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : "Sayin profesör, imzanizi atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz."-

demis



(Alıntıdır.)



#2175 2007 de Yaşıyorsanız..

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 24 Eylül 2007 - 23:26 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim


1. Mikrodalga fırına kazara şifrenizi girersiniz...

2. Yıllardır gerçek kartlarla solitaire>>oynamamışsınızdır...

3. Üç kişilik ailenize ulaşmak için elinizde 15>>farklı telefon numarası vardır

4. Yan masanızda oturan kişiye e-mail atarsınız...

5. Aileniz ve yakın dostlarınızla görüşememe nedeniniz mail adresleri olmamasıdır...

6. Uzun çalışma temposunun ardından eve gittiğinizde telefonu hala

isteyken cevapladığınız gibi açıyorsunuzdur...

7. Evden bir yeri ararken, dış hatta çıkış yapmak

için "9" u tuşlarsınız

8. Ayni masada 4 senedir çalışmanıza rağmen, 3 farklı şirket için çalışmışsınızdır

10. Şirketinizin küçülme kararını gece haberlerinden öğrenirsiniz...

11. Patronunuzun sizin yaptığınız isleri yapabilme becerisi yoktur...

12. Televizyonda izlediğiniz her reklamın altında web adresi vardır...

13. Cep telefonunuzu almadan evden çıkmak, ki 15 yıl önce hiç bir etkisi

yoktu, artık sizin için bir panik nedenidir ve apar topar eve cep telefonunuzu almak için geri dönersiniz...

14. Sabah uyandığınızda kahvaltı yapmadan internete girersiniz...

15. Bu yazılanları onaylıyor ve gülüyorsunuzdur....

16. Daha kötüsü bu e-maili kimlere ileteceğiniz kafanızda hemen canlanmıştır...

17. Listede 9. numaranın olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulsünüzdür

18. Yukarı bakıp 9. numaranın olup olmadığını kontrol etmişsinizdir.

Ve şimdi KENDİNİZE GÜLÜYORSUNUZDUR!..

Neşeniz hiç eksilmesin...

Saygılar...



#2168 Bilgisayar acemisi..

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 24 Eylül 2007 - 00:39 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Bilgisayar acemisi (Komik Gerçek Olay)

WordPerfect'in yardım hattında banda alınmış bir telefon
konuşması. Bu konuşma sonrası helpdesk elemanı isinden
kovuluyor. Kovulduktan sonra da şirketi kendisini
"Gerekçesiz" isten çıkardığı için mahkemeye veriyor.
İşte Telefon Konuşması :
- Yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim?
- Bir sorunum var.
- Nasıl bir sorun?
- Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti?
- Gitti mi?
- Yok oldu!
- Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
- Hiç bir şey.
- Hiç bir şey mi?
- Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
- Hala Wordperfect programında mısınız yoksa
programdan çıktınız mı?
- Bunu nereden bileyim?
- Ekranda bir "C" harfi görüyor musunuz?
- Bir "hece" mi...
- Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mi?
- Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
- Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?
- Monitör ne?
- Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığını
gösteren küçük bir lamba var mi?
- Bilmiyorum.
- Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu
giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
- Evet.
- Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı
mi bana söyleyin.
- Bağlı
- Harika. Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek
kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
- Görmedim.
- Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı
olması lazım.
- Evet buldum.
- Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı
diye bakin.
- Kabloya ulaşamıyorum.
- Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
- Olmuyor.
- Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına
baksanız....
- Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için
bakamıyorum.
- Karanlık?
- Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık
yetmiyor.
- Ofisin ışıklarını yakın.
- Yanmaz.
- Neden?
- Elektrikler kesik.
- Elektrikler mi kesik. Tanrım...!(kısa bir sessizlik)
Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
- Evet dolapta.
- Simdi bilgisayarı sökün , aynen aldığınızdaki gibi
paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
- Durum bu kadar kötü mu?
- Korkarım öyle!
- Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
- "Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım"
diyeceksiniz...





Umarım hoşunuza gider...



#2159 SALAKLIĞIN TARİHİ

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 23 Eylül 2007 - 02:26 içinde Havadan Sudan Konular

:D
sağol melis emeğine sağlık güldürdün beni... :D



#2158 Selam-Sohbet

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 23 Eylül 2007 - 02:03 içinde Havadan Sudan Konular

Selamlar forumun iki agır ismi birce ve kommagene bende geldim birce sorudun sorunun cavabı eğer yanlış hatırlamıyorsam Dardoğan
kommagene seninkine gelince bir dahaki buluşmada yine aynı şeyler olur :D ve yine aynı şekilde başka zaman konuşmak için sözleşirler...
Bu arada ikiniz Adıyaman'ın neresindensiniz
Ben Kahta'nın kilisik köyğndenim iyi sabahlar
Saygılar....



#2157 Neden DİNK ?

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 23 Eylül 2007 - 01:44 içinde Güncel Konular

birce açıkçası senın yazdıklarından fazla bir şey anlamadım anladıgım kadarıyla Dink'in öldürülmesinden sonra
halkın bir şekilde kendi sesini duyurmaya çalıştığını belirtmişsin
Benim dediğim şey ise niye dahaönce bu kadar cinayet işlenirken hiç sesini duyurmaya çalışmadı da Dink öldürüldükten sonra böyle bir şey yapıldı...
onun için kendi fikrimi yine söylüyorum bu halkımızın hala koyun gibi davranmaktan vazgeçmediğini ve yine medaynın yazdıklarına ve çizdiklerine inandıklarını (bu arada medya herşeyi yalan yazıyor demiyorum) gösteriyor....
ve umarım bu boyle devam etmez...
Saygılar....



#2153 sen

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 22 Eylül 2007 - 06:44 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

sevgi dolu bir şiir... yüreğine sağlık...umarım şiirlerinin devamı gelir.



#2152 Kimlik mi? KİMLİK

Gönderi Tarihi: gönderen DeKaN tarih 22 Eylül 2007 - 06:35 içinde Eğlence, Sanat, Bilim ve Bilişim

Selamlar
Kommagene paylaşım için teşekkürler...
Ama bence bu önerilerin çoğu kirlenmiş dünyamızı temizlemeye yetmez. Belki kirlenme hızını azaltabilir.
Kirlenmemin durabilmesi için öncelikle devletlerin yapmış oldukları silah denemeleri özelliklede nükleer veya ona yakın silahların üretimi ve kullanımın durdurulması gerekir.
Ancak bunlar durdurulursa ve seninde yukarıda saydığın şeyleri uygularsak dünyamız yeniden eski haline donebilir.
yaşargün seninde üstüne vurgu yaptığın gibi ağaçlarda çok önemli... ne demişler;

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan buğday ek.

On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik.

Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan İNSAN yetiştir..

(küresel ısınmanın faydası 10 yıl sonra falan belki ateş kullanmadan yemek pişirebiliriz buda olayın iyi yanı:D :D :D :D)
(Not: kommagene ortadan kaybolmamın sebebi tatildeydim denebilir :D :D :D)